<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karaladıklarım &#8211; Gürkan Bilgisu</title>
	<atom:link href="https://www.gurkanbilgisu.com/category/karaladiklarim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gurkanbilgisu.com</link>
	<description>Ağ Günlüğü</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Oct 2022 10:52:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Formula 1&#8217;e Yeni Başlayanlara Tavsiyeler</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2020/09/formula-1e-yeni-baslayanlara-tavsiyeler.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2020/09/formula-1e-yeni-baslayanlara-tavsiyeler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2020 12:14:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[f1]]></category>
		<category><![CDATA[formula 1]]></category>
		<category><![CDATA[formula 1 hesapları]]></category>
		<category><![CDATA[formula 1 tavsiye]]></category>
		<category><![CDATA[formula 1 tavsiyeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gurkanbilgisu.com/?p=3427</guid>

					<description><![CDATA[<p>Formula 1 yıllardan beri bir spor dalı olarak ortalığı kasıp kavuran ve dünyada pek çok insanın severek takip ettiği müthiş bir motor sporu. Ülkemizde dünyadaki kadar ilgi görmese de pek çok kişi tarafından severek takip edilen F1 mücadeleleri mevcut. Ben aslında Formula 1&#8217;i ara ara izliyor fakat tam anlamıyla hiçbir zaman takip etmiyordum. Bu pandemi [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2020/09/formula-1e-yeni-baslayanlara-tavsiyeler.html">Formula 1&#8217;e Yeni Başlayanlara Tavsiyeler</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p id="eef6" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph="">Formula 1 yıllardan beri bir spor dalı olarak ortalığı kasıp kavuran ve dünyada pek çok insanın severek takip ettiği müthiş bir motor sporu. Ülkemizde dünyadaki kadar ilgi görmese de pek çok kişi tarafından severek takip edilen F1 mücadeleleri mevcut. Ben aslında Formula 1&#8217;i ara ara izliyor fakat tam anlamıyla hiçbir zaman takip etmiyordum. Bu pandemi döneminde kendime yeni bir hobi edinmeyi düşünürken bir arkadaşımın tavsiyesi ile (Burki’ye selam) Formula 1&#8217;e sardım.</p>
<p id="2173" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph="">Bir konuya ilgi duyunca hepimiz haliyle o konuyla ilgili her şeyi araştırmaya ve bir sürü bilgi edinmeye çalışıyoruz. İşte benim F1 serüvenim de bu araştırmalar ile keyifli hale geldi. Araştırdıkça sevmeye sevdikçe araştırmaya başladım. Formula 1&#8217;e yeni başlayacaklar veya eski yarışlar vs. hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için kendi araştırmalarım sırasında karşılaştığım siteler, filmler, belgeseller, yazılar vb. pek çok şeyi burada listeleyip paylaşmak istedim. Dilerseniz listeler halinde başlayalım:</p>
<h4 id="8055" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv"><strong class="hb mf">Kimleri Takip Etmeliyim?</strong></h4>
<hr />
<p id="2f47" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><strong class="hb mf">Serhan Acar</strong>: Serhan Acar’ı F1 severlerin çoğu zaten tanır. Geçmiş yarışlara ve devam eden yarışlara sesi ile hayat ve tat veren ve motor sporlarını seven işini iyi yapan bir spiker. Twitter hesabından yarışlarla ilgili pek çok video, bilgi vs. paylaşıyor takip etmenizi tavsiye ederim.</p>
<p id="a645" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><strong class="hb mf">Okay Karacan</strong>: Okay Karacan da tıpkı Serhan Acar gibi motor sporlarına meraklı ve bu alanda oldukça bilgili bir muhabir ve spiker. Kendisinin sosyal medya hesapları da oldukça bilgilendirici içeriklerle dolu.</p>
<p id="aff8" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><strong class="hb mf">Fırat Keskin</strong>: Fırat Keskin Formula 1 konusunda teknik detaylar, araç tasarımları, pistler, takımlar vb. pek çok konuda müthiş bilgilere sahip ve bu bilgileri sürekli hem sosyal medya hesaplarından hem de Medium hesabından takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmeyen bu işe gönül vermiş başarılı biri. Benim takip etmekten en çok keyif aldığım insanlardan birisi çünkü onun sayesinde pek çok yeni şey öğrenebiliyorum.</p>
<p id="5011" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><strong class="hb mf">Yiğit Tezcan: </strong>Yiğit Tezcan Youtube kanalına özel hazırladığı Formula 1 tarihinde yaşanan hikâyelere ışık tutan belgeseler serileriyle oldukça güzel bir konsepte Türkçe yayın yapan ve severek takip ettiğim birisi. Youtube kanalındaki videoları sıkılmadan izliyor ve büyük keyif alıyorum.</p>
<h4 id="5ba1" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv"><strong class="hb mf">Hangi Web Sitelerini Takip Etmeliyim ?</strong></h4>
<hr />
<p id="7674" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph="">Formula 1 denilince insan haliyle içerik okumak ve yarışlar hakkında bilgileri takip etmek istiyor. Ülkemizde ne yazık ki bu alanda birkaç web sitesi dışında detaylı bilgi ve analizlere erişebileceğimiz kaynak yok gibi. Hemen herkesin takip ettiği Motorsport Türkiye bu konuda lider konumda.</p>
<p id="c859" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><a class="ch dk mg mh mi mj" href="http://www.tr.motorsport.com/" target="_blank" rel="noopener nofollow noreferrer">www.tr.motorsport.com</a> adresinden motor sporları ile ilgili her türlü içeriğe erişmeniz mümkün. Bunun dışında Tosfed’in web sitesini ziyaret ederek ülkemizde motor sporlarının durumu ve güncel haberler hakkında bilgi edinebilirsiniz. Yine Formula 1&#8217;in resmi web sayfası ve Eurosport bu konularda size faydalı olacaktır.</p>
<h4 id="9372" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv"><strong class="hb mf">Neler İzlemeliyim ?</strong></h4>
<hr />
<p id="52ed" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph="">Açıkçası Formula 1 seven birisi olarak araştırma sürecinde en keyif aldığım kısımlardan birisini izlediğim belgesel ve filmler oluşturdu diyebilirim. Belgesel ve filmlerle geçmişteki olaylara daha somut bakabiliyor ve kendinizi o dünyaya ait hissedebiliyorsunuz:</p>
<p id="3bec" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><strong class="hb mf">Rush: </strong>Niki Lauda ve James Hunt arasındaki rekabeti konu alan mükemmel bir film ve mutlaka izlemeniz gerektiğini düşündüğüm kült bir yapım.</p>
<p id="af8a" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><strong class="hb mf">Ford v Ferrari: </strong>Doğrudan F1 ile alakalı olmasa da motor sporlarını seviyor ve ilgi duyuyorsanız yakın dönemde çekillen ve yüksek bütçe ve kaliteli oyuncu kadrosu ile Ford ve Ferrari arasındaki rekabeti işleyen bu filmi seveceğinizi düşünüyorum.</p>
<p id="96a0" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><strong class="hb mf">Senna: </strong>2010 yapımı film pek çok kişi tarafından Formula 1 tarihinin gelmiş geçmiş en iyi pilotu kabul edilen Senna’nın hayatını konu alan bir belgesel niteliği taşıyor. Yine mutlaka izlenmesi gereken yapımlardan.</p>
<p id="6870" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><strong class="hb mf">Drive to Survive:</strong> Netflix yapımı olan ve Netflix üstü bir iş olan bu diziyi sporcuları daha yakından tanımak ve işin mutfağında neler döndüğüne dair fikir sahibi olmak açısından mutlaka izlemeniz gerektiğini düşünüyorum. İzlerken büyük keyif aldığım bir yapım. 2 sezonu yayınlandı 3. sezonu da şu an çekiliyor.</p>
<p id="156f" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph=""><strong class="hb mf">Williams</strong>: Yine Netflix üzerinden izleyebileceğiniz bir ailenin bir spora adanışının hikâyesi. Geçtiğimiz günlerde Claire ablamız ve babası görevi bıraktığı için yakın zamanda izleyince duygulandığım ve izlemenizi tavsiye ettiğim bir belgesel.</p>
<p id="002c" class="ll lm gx hb b hc ln lo lp he lq lr ls lt lu lv lw lx ly lz ma mb mc md me hm ge cv" data-selectable-paragraph="">Genel olarak benim takip ettiğim hesaplar, izlediklerim, okuduklarım bunlar. Ülkemizde Formula 1 izlemek istiyorsanız resmi yayıncı S Sport üzerinden aylık üyelikle maçları izlemeniz mümkün. 15 Kasım İstanbul GP ile yıllar sonra ülkemize dönecek yarışlar eğer seyircili olursa tribünde yerimi almaya can atıyorum. Umarım bu yazı faydalı olur bir sonraki yazıda görüşmek üzere.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2020/09/formula-1e-yeni-baslayanlara-tavsiyeler.html">Formula 1&#8217;e Yeni Başlayanlara Tavsiyeler</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2020/09/formula-1e-yeni-baslayanlara-tavsiyeler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmen Hastalığı-Faranjit</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2019/09/ogretmen-hastaligi-faranjit.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2019/09/ogretmen-hastaligi-faranjit.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2019 19:37:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[faranjit]]></category>
		<category><![CDATA[faranjit ne iyi gelir]]></category>
		<category><![CDATA[faranjit tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen faranjit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gurkanbilgisu.com/?p=3118</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faranjit nedir ? Nasıl geçer ? Faranjite iyi gelen şeyler nelerdir gibi sorulara cevapları Google üzerinde aramaktan usandığım için en sonunda bloğumda her sene mutlaka bir şekilde yakalandığım faranjit belamı ve bulduğum çözümleri paylaşmak istedim. Sesinizi yoğun bir biçimde kullanmanız gereken bir mesleğe sahipseniz (öğretmenlik, akademisyenlik v.s) en sık yakalanacağınız rahatsızlıkların başında &#8220;Faranjit&#8221; geliyor. Benim [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2019/09/ogretmen-hastaligi-faranjit.html">Öğretmen Hastalığı-Faranjit</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Faranjit nedir ? Nasıl geçer ? Faranjite iyi gelen şeyler nelerdir gibi sorulara cevapları Google üzerinde aramaktan usandığım için en sonunda bloğumda her sene mutlaka bir şekilde yakalandığım faranjit belamı ve bulduğum çözümleri paylaşmak istedim. Sesinizi yoğun bir biçimde kullanmanız gereken bir mesleğe sahipseniz (öğretmenlik, akademisyenlik v.s) en sık yakalanacağınız rahatsızlıkların başında &#8220;Faranjit&#8221; geliyor. Benim de mesleğim öğretmenlik olduğu için sık sık bu hastalığa yakalanıyorum. Benim faranjit olacağımı anlamam çok kısa bir sabah uyanışı sonrası oluyor:</p>
<ul>
<li>Yutkunurken boğazda oluşan acı</li>
<li>Hafif balgam oluşmaya başlaması</li>
<li>Hafif hafif gelen öksürük</li>
<li>Vücutta yorgunluk hissi</li>
</ul>
<p>Genel olarak bu belirtiler sonrası faranjit bana &#8211;<strong>Merhaba yine ben geldim !</strong> demeyi başarıyor. Yılda 5-6 kez faranjit oluyorum ve benim tedavi sürecim biraz sancılı ve sıkıntılı oluyor(du). Öğretmenler sık sık faranjit olurlar çünkü genelde kabalık tozlu ve havasız sınıf ortamında öğrencilere gür bir sesle seslenmek zorundadırlar. Yine aşırı çay, kahve tüketimi ve asitli gıdalar da bu hastalığı tetikleyen baş aktörler. Eeee benim gibi bunları bildiği halde kahve içmeden duramayanlar da illaki vardır. Faranjit belirtilerini ve faranjit hastalarının dikkat etmesi gereken içecek ve yiyecekleri özetlediğime göre faranjit belasından söz etmeye devam edebilirim. Öğrencilere sesimi duyurmak ve sınıfı kontrol altında tutmak için bazen sesimi gereğinden fazla kullanıyor ve boğazıma zarar veriyorum ve akabinde hemen kuluçka halinde bekleyen mikroplar bünyeme hücum etmeye başlıyorlar. KBB uzmanlarına gittiğimde kronik faranjit tanısı konuyor ve hemen bir antibiyotik yazma yarışına girişiyorlar. Açık konuşma gerekirse bugüne kadar faranjit için antibiyotiğin bir faydasını görmediğim gibi insanı halsizleştirmesi ve sürekli bir bitkinlik hali vermesi sebebiyle zararını bile gördüğümü söyleyebilirim. O yüzden faranjiti yenmek için biraz daha alternatif tıp tekniklerine eğildim ve detaylıca araştırdığım pek çok yol ve yöntemi denedim.</p>
<p>Faranjit olduktan sonra benim iyileşme sürecime etki eden iki unsur olduğunu keşfettim:</p>
<ul>
<li>Etkili dinlenme (Yorgan döşek yatarak dinlenmek)</li>
<li>Etkili besleme ( Sebze, meyve ve et yemek v.s)</li>
</ul>
<p>Hem etkili bir dinlenme hem de etkili beslenmeden kastım şu: Faranjit olduktan sonra iş dönüşleri gelip güzelce yatarak dinlenin. Beslenme konusunda zeytinyağlı sebze yemekleri, bol meyve tüketimi ve et yiyin. Bunlar hastalığın iyileşme sürecini cidden etkiliyor. Bunun dışında tüketmenizi tavsiye ettiğim ve benim hastalığımı iyileştiren bazı besinler de şunlar:</p>
<ul>
<li><strong>Hakiki bal, taze zencefil, limon, tarçın karışımı</strong> (Balın gerçek bal olması çok önemli kesinlikle marketlerden almayın arıcılık yapanlardan almanızı tavsiye ederim.) Rendelediğiniz taze zencefili derin bir kavanoza alın, sonra ince ince dilimlediğiniz limonları kavanozun etrafına dizin, ardından balı ekleyin ve iyice karıştırın. İsteğinize göre bir miktar tarçın da ekleyebilirsiniz. Hazırladığınız bu karışımı buzdolabında saklayıp her sabah ve akşam bir tatlı kaşığı yiyin çok faydalı oluyor.</li>
<li><strong>Günde bir fincan adaçayı tüketin</strong>. Faranjit için en etkili doğal antibiyotiklerden birisi de şüphesiz adaçayı. Taze adaçayını aktarlarda bulabilir ve özel demliklerde demleyebilirsiniz. Çok sıcak tüketmeyin boğazınızı tahriş etmeyin ve kesinlikle çok tüketmeyin.</li>
<li><strong>Tavuk çorbası için.</strong> Genelde hastalık çorbası olarak bilinir tavuk suyuna yapılan çorba ve gerçekten de şifa kaynağı gibi. En azından benim için plasebo etkisi yapan bir çorba. Bol limonlu ve hafif acılı bir tavuk suyu çorbası gerçekten vücut direncini arttıracaktır.</li>
<li><strong>Sarımsak tüketin</strong>. Doğal antibiyotik etkisi yapan bir sürü faydası olan sarımsak vücut direncinizin artmasında çok faydalı. Özellikle soğuk havaların geldiği dönemlerde tüketmeniz faydalı olur. Ben özellikle sarımsak turşusunu seviyor ve tüketiyorum.</li>
<li><strong>Propolis kullanın.</strong> Arıcılıkla uğraşan ve gerçek ballar üreten bir üreticinin tavsiyesi üzerine başladığım propolisin bünyeme iyi geldiğini farkettim ve hastalıktan kurtulma sürecine etkisini gözlemledim. Kaliteli bir propolis satın alın ve günlük olarak kullanın.</li>
</ul>
<p>En çok muzdarip olduğum hastalık olan faranjit üzerine bloğumda bir yazı yazmasaydım içim rahat etmeyecekti. Faranjit yardımlaşma ve dayanışma derneğinin bir üyesi olarak kendi bulduğum çözümleri yazmaya ve bu illetle uğraşanlara tavsiye etmeye çalıştım. Eğer siz de sık sık faranjit oluyor ve bu hastalıktan çok çekiyorsanız mutlaka kendi çözümlerinizi yaratmışsınızdır. Yorum formunu kullanarak faranjite iyi gelen önerilerinizi paylaşabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Sağlıklı günler.</p>
<p><strong>Dipnot:</strong> İlk olarak mutlaka bir KBB uzmanına muayene olun ve doktorunuzun verdiği önerileri dinleyin. Bu yazıdaki öneriler alternatif önerilerdir. Tıp ve bilim her zaman önceliğimiz olmalı !</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2019/09/ogretmen-hastaligi-faranjit.html">Öğretmen Hastalığı-Faranjit</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2019/09/ogretmen-hastaligi-faranjit.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varoluşsal Nihilizm ve Bojack Sendromu</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2019/05/varolussal-nihilizm-bojack-horseman-sendromu.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2019/05/varolussal-nihilizm-bojack-horseman-sendromu.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2019 20:45:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[bojack horseman]]></category>
		<category><![CDATA[bojacksendromu]]></category>
		<category><![CDATA[nihilizm]]></category>
		<category><![CDATA[varoluşçuluk]]></category>
		<category><![CDATA[varoluşsalnihilizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gurkanbilgisu.com/?p=2724</guid>

					<description><![CDATA[<p>Varoluşsal Nihilizm nedir ? Bojack Horseman sendromu diye bir şey gerçekten var mı ? Bazı dizi ya da filmler vardır ki siz de inanılmaz farkındalık yaratır ve hayata bakışınızı etkiler. En sevdiğim bana göre en iyi Netflix dizisi olan Bojack Horseman üzerine bir dizi tavsiye yazısını daha önce şurada yazmıştım: Fakat karakterin ruh hali ve [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2019/05/varolussal-nihilizm-bojack-horseman-sendromu.html">Varoluşsal Nihilizm ve Bojack Sendromu</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Varoluşsal Nihilizm nedir ? Bojack Horseman sendromu diye bir şey gerçekten var mı ? Bazı dizi ya da filmler vardır ki siz de inanılmaz farkındalık yaratır ve hayata bakışınızı etkiler. En sevdiğim bana göre en iyi Netflix dizisi olan Bojack Horseman üzerine bir dizi tavsiye yazısını daha önce şurada yazmıştım:</p>
<p>Fakat karakterin ruh hali ve yaşadıkları her zaman kafamda yer ettiğinden ve zaman zaman ben de böyle hissettiğimden bunun terimsel bir karşılığı olmalı diye düşünüp biraz araştırma yaptım. Araştırma yapınca gördüm ki karşıma iki sonuç çıkıyor. Varoluşsal Nihilizm ya da Kozmik Nihilizm.  Peki nedir bu varoluşçuluk ve nihilizm denen kavramlar ? Konuyu merak edip okuyup fikir beyan edeceklerin az çok aşina olacağına inandığım için kısaca bahsetmek istiyorum. Basitçe egzistansiyalizm yani varoluşçuluk:</p>
<blockquote><p>Varoluşculuk der ki insan için varoluş, özden önce gelir. Öz, sürekli nitelikler topluluğudur varlık ise dünyada etkin olarak bulunuş demektir. Yani önce varolursun, ondan sonra bir öze sahip olursun.</p></blockquote>
<p>Varoluşçular sınırsız özgürlük düşüncesine sahip olduklarından bu dünyada aradıkları mutluluğu bulamazlar ve daima bohem bir hayat sürerler. Konuyu özetlemek adına ekşi sözlükteki şu alıntı gayet yeterli olacaktır diye düşünüyorum:</p>
<p>&#8220;Modern insan, bir devlet hastanesinin doğum kliniğinde dünyaya geliyor, oradan yuvaya, yuvadan okula, sonra da ya bir fabrika ya da bir büroya geçiyor. Modern insan artık kendi yaşamını sürdürmüyor. Ölümü bile kendinin değil çoğu kez.&#8221;</p>
<p>Varoluşsal sancılar ve düşünceler üzerine epey yazı ve çalışma var fakat benim bu yazıda değinmek istediğim ve günümüzde pek çok insanı saran bir sendrom olan Varoluşsal Nihilizm yani Bojack Horseman Sendromu olarak adlandırdığım durum. Varoluşsal Nihilizm ile alakalı bir şeyler araştırınca aslında kendimin de sıklıkla karşılaştığı bir durum olduğunu farkettim zaten Bojack sendromu diye adlandırılmasının sebebi de bu olsa gerek. Aslında temelde varoluşçuluk zeminine oturan ama özelde hiç üzerine inşa edilmiş bir kavram. Bu düşünceye göre hayatımızın bir amacı ya da önemi yok mensubu olduğumuz aile, din, kültür, inançlar tüm meşguliyetlerimiz size yön vermiyor ya da vermeyecek. Bojack Horseman&#8217;da bu kavrama ve düşünce biçimine gönderme olarak şu replik yer alıyor:</p>
<blockquote><p>Evren acımasız umursamaz bir boşluktur. Mutluluğun anahtarı anlam aramak değildir, kendini önemsiz saçmalıklarla meşgul etmektir ve sonra ölürsün.</p></blockquote>
<p>Ne yaparsanız mutlu olmak için ne kadar çabalarsanız çabalayın. En iyi işe, en iyi eşe, en iyi nesnelere de sahip olsanız günün sonunda bir şekilde mutsuz olacağınıza dair bir paradoks içeren bu sendroma göre insana sadece kendisi yardım edebilir. Oldukça bohem ve yorucu gözükse de zaman zaman her insan bu durumun içine düşmüştür diye düşünüyorum. En azından düşünen, sorgulayan her insanın bir şekilde bir gün bu çukurdan yolu geçmiştir. Zaman zaman yaptıklarınızın başarıya ulaşmanıza rağmen size verdiği tatminsizlik hissi, aniden gelen bu sabah neden uyandım sorgulamaları ya da bu dünyaya geliş amacımız ne gibi düşüncelerinizin terimsel karşılığı işte bu varoluşsal nihilizmden ibaret. Yani pek çoğumuz tıpkı sevgili atımız gibi zaman zaman sendromlar yaşayabiliyoruz. Bu durumlarda düşünerek işin içinden çıkmak, hayatınıza anlam yükleyenin yine siz olması gibi durumlar her zaman sizin çıkarınıza olacaktır. Aksi takdirde mutsuz ve huzursuz bir kişilik olarak yaşamınızı sürdürmeye devam edersiniz. Hoş atalarımız boşuna &#8220;Kelin ilacı olsa kendi başına sürer&#8221; dememiş ama olsun siz yine de doğrusunu yapın.</p>
<blockquote><p>Sen arızalı doğdun, doğuştan böylesin. Artık hayatını projelerle, kitaplarla, filmlerle ve kız arkadaşlarla doldurabilirsin ama bunlar seni bir bütün yapmayacak. Sen Bojack Horseman’sın ve bunun tedavisi yok.</p></blockquote>
<p>Bloğumda pek hem eğitim-öğretim hem teknoloji hem de edebiyat ile ilgili pek çok konuda yazı yayınlıyorum arada böyle karaladıklarım kategorisine dahil ettiğim yazılar da olabiliyor. Özellikle benim gibi kendini anlatamayan biriyseniz günün sonunda yazmak kendini iyi hissettiriyor. Bu konuda bu yazıyı okuyan ya da okuyacak olanlar ve ilgi duyanlar ne düşünüyor çok merak ediyorum. Bu tarz düşünceleri işleyen dizi önerisi isteyenler için Bojack Horseman ve Rick And Morty dizilerini mutlaka tavsiye ederim. Fikirlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2019/05/varolussal-nihilizm-bojack-horseman-sendromu.html">Varoluşsal Nihilizm ve Bojack Sendromu</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2019/05/varolussal-nihilizm-bojack-horseman-sendromu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Lira Yirmi Beş Kuruş</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2018/11/bir-lira-yirmi-bes-kurus.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2018/11/bir-lira-yirmi-bes-kurus.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Nov 2018 08:37:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gurkanbilgisu.com/?p=2635</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üç gündür askıda duran çamaşırların yaydığı rutubetle dolu 1+1 kokusunu genzine çekti ve çalan alarma söverek anlamsız düşlerle dolu uykusundan uyandı. Neden bu evleri bu kadar dar yaparlar dedi kendi kendine ve pencereden dışarı baktıktan sonra gerçekten alnından öpmek gerek evleri balkonsuz yapan mimarların diye düşündü. Bu söz tabiki ona ait değildi onda bu dizeleri [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2018/11/bir-lira-yirmi-bes-kurus.html">Bir Lira Yirmi Beş Kuruş</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üç gündür askıda duran çamaşırların yaydığı rutubetle dolu 1+1 kokusunu genzine çekti ve çalan alarma söverek anlamsız düşlerle dolu uykusundan uyandı. Neden bu evleri bu kadar dar yaparlar dedi kendi kendine ve pencereden dışarı baktıktan sonra gerçekten alnından öpmek gerek evleri balkonsuz yapan mimarların diye düşündü. Bu söz tabiki ona ait değildi onda bu dizeleri yazacak ne kabiliyet ne de çabadan bir işaret vardı. Bardağın hep boş kısmını görse de bu sefer dolu tarafından bir su içip iç organlarına günaydın demeyi ihmal etmedi. Sıradan insanların sıradan hayatlarında yaptıkları sıradan sabah merasimlerinden sonra kahvaltı etmeden evden çıkardı. Kahvaltı yapmadığını anımsadığı anlarda bir zamanlar kahvaltıyı ne çok sevdiğini düşünürdü oysa bir zamanlar pek çok şeyi sever ve önemserdi. Kendi kendisiyle konuştuğu böyle zamanlarda kendini üzmemek için konuyu değiştirecek kadar da ince ruhluydu. Sırt çantasını aldı ve elindeki anahtara baktıktan sonra kapıyı çekip çıktı. Apartmanın merdiveninden aşağı inerken elini çantasının arkasındaki kapalı göze götürdü şöyle bir yokladı ve hışımla başını sallayarak geri döndü. Zaten her zaman bir şeyleri unuturdu. Unutmak onun için zaman zaman afyon etkisi yapsa da böyle anlarda bu huyundan nefret ederdi.</p>
<p>Apartmanın pavyon ışıklarını andıran anlamsız giriş kapısını aştıktan sonra eşikte günlük güneşlik bir hava onu karşıladı. Sigara içse bir keyif cigarası yakardı hani öyle güzeldi hava. Hiçbir zaman yanından ayırmadığı fakat ihtiyacı olduğu zaman yanında olmayan çok sevdiği kulaklıklarını kulağının içine sıkıca ittirdi herkesin adını bildiği ama belki hasisliklerinden belki de ülkede paranın inanılmaz değersiz ve çabuk tükenen bir şey olduğundan olsa gerek ücretsiz kullanmaya uğraştığı müzik uygulamasını çalıştırdı. Yokuş aşağı inerken her zaman dinlediği şarkıları dinlemeye devam etti. Bir şeyi severse onu tiksinine kadar tüketmek hastalığı müzikler konusunda da kendini hissettiriyordu. Eciş bücüş olmuş yollar mıcır ve toprak doluydu ortasında medeniyet belirtisi olarak dökülen bozuk asfaltı görünce gülümsedi ve:</p>
<p>-Belediye bazen güzel işler yapıyor baksana en azından yolun ortasında bir miktar asfalt var. dedi kendi kendine. Sabahları işe giderken ve akşamları dönüşte iç monologları yaşadığı bu bozuk asfaltlı dik yokuşun sonunda, yükselen binalara inat kendi dünyasını yaşamaya devam eden bir ihtiyar kimse de vardı. Hatta bir ara ihtiyarın köpeği ona saldırmış fakat savaşı kaybeden köpek geri çekilmek zorunda kalmıştı. İhtiyar kendi dünyasını korumaya çalıştığından o yoldan her geçtiğinde tezek kokusu genzini yakar koyun ve kuzularla göz göze gelir ve boktan dünyası bir saniyeliğine renklenirdi. Karşıya geçmeden evvel saatine bir göz attı zaten büyük olan adımlarını iyice sıklaştırdı. Küçüklüğünden kalma bir alışkanlıktı bu hızlı yürüme işi. Babası oldukça hızlı yürür ve asla çocuklarını beklemezdi tıpkı geçen perşembe ziyaretine gittiğinde kapıyı açmaması gibi.</p>
<p>Bu aptal düşünceleri kafasından süratle geçirdikten sonra hızlıca otobüs durağına doğru yürüdü. Durakta bekleyen insanların çoğu tanıdık yüzlerdi. Her gün durağa gelip genç kızlarla muhabbet etmeye çalışan gür bıyıklı kart horoz, duraktaki insanlara aldırış etmeden sigara içen ve izmaritleri yere atmaktan çekinmeyen şişko cadı, muhtemelen mutsuz bir yaşam süren ve görevi elektrik sayacı okumak olan ince uzun delikanlı… Tüm bu insanların yanında Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin alt katlarında sıkışıp kalmış kendi bünyesi ona bir hayli sıradan görünüyordu. Bu esnada platonik aşkı telaşlı adımlarla elinde çantası ve siyah deri ceketi ile durağa yaklaştı, kendine has edası ile saçlarını düzeltti ve duraktaki banka oturdu ve birden dönüp şöyle seslendi:</p>
<p>-Bakar mısın ? Gaziemir otobüsü geçti mi ?</p>
<p>-Hayır henüz geçmedi.</p>
<p>-Peki, teşekkürler.</p>
<p>On saniye kadar süren bu karşılıklı konuşma durumu onu hayaller âlemine alıp götürmüştü bile. Şu an kafasında kız isteme töreni yapılıyor olmalıydı. Tatlı düşlerinden çıkmasını sağlayan şey üzerinde “Konak” yazan bir otobüsten başkası değildi. Usulca elini kaldırdı ve yorgun otobüsün bitkince açılan kapısından içeri büyükçe bir adım atarak sağ kulağındaki kulaklığı çıkardı. Otobüs kartını kullanıp ücretini ödedikten sonra şoföre:</p>
<p>-Günaydın kolay gelsin diye seslendi.</p>
<p>Karşılığında ne bir yanıt ne de bir tepki alamayınca kulaklığını kulağına taktı ve sıklıkla oturduğu yerlere şöyle bir göz atıp birine yerleşti. Sahi insanlar neden bu kadar kabaydı ? Oysa şoföre günaydın demek için kulaklığını çıkarıp sevdiği müziği dinleme zevkinden bile kendisini mahrum bırakmıştı ve karşılığında aldığı tek şey hiçlikti. Zaten uzun zamandır nezaket dediğimiz kavramı düşünüp duruyordu tıpkı Allah ve ahlak kavramlarını düşündüğü gibi. Yine 40 dakikalık mesai yolculuğu başlamıştı. Her sabah aynı hikâye, aynı yolculuk, aynı numaralı otobüs, aynı karttan düşen bakiyeler… Monoton bir hayat mı sürüyordu yoksa hayatını sıkıcı kılan kendisi miydi ? Bundan pek emin değildi. Otobüs yolcuğu onun için insanlar ve hayatlar demekti. Her gün cam kenarına oturur ve bu ülkede ya çok varlıklısın ya da Gregor Samsa’dan bir farkın yok diye düşünerek insancıkları seyrederdi. Uzunca bir süre  sonra anlıkta olsa bu düşünceler ve bohemden kurtulmak ümidiyle eli telefona gitti ve müziği değiştirdi “Bursanın ufak tefek taşları keman olur o yârimin kaşları…” elleri ve sürekli titreyen sağ ayağıyla türküye eşlik etmeye başladı. Türkünün sonu aynı zamanda karanlığın başıydı ve her gün geçtikleri tünelden yine geçmeye başlamışlardı. Bu iş yerine varmak üzereyiz demekti. “Bu insanlara karanlık bile fazla” diye geçirdi içinden. Yanındaki kül tablasına yol boyunca katlanmış olmanın verdiği dayanılmaz sancı onu bir hayli sinirlendirmişti. Bir an önce otobüsten inme arzusu ile insanlara yer verme çatışması arasında bir süre gidip geldikten sonra birden ayaklandı ve kendini yoğun plastik, ter ve sigara kokan, klimaları çalışmayan bu külüstürden dışarı attı.</p>
<p>Telaşlı adımlarla işe yürürken midesinin bir hayli guruldadığını hissetti. Ara sıra YKM’nin önündeki şişman, köfte dudaklı, ağzı iyi laf yapan gevrekçiden kepekli kumru alıp yemeyi severdi. Gevrek arabasının önüne gelince hızlı adımlarını bir çocuğun ilk adımları gibi yavaşlattı:</p>
<p>-Günaydın bir tane kepekli kumru alabilir miyim diye sordu.</p>
<p>-Abi son bir tane kaldı vallahi bugün çok sattı bende anlamadım şanslısın ha normalde bu saatte kalmıyor. Bak kumruları yapan arkadaş burada:</p>
<p>-Arif yarına 2 tane kepekli kumru fazla getir gülüm.</p>
<p>Gülümseyerek saman rengi kağıda sarılmış domates, biber ve tulum peyniri dolu bu lezzetli yiyeceği aldı. Gevrek satan adam her gün aynı hikâyeyi usanmadan müşterilerine tıpkı gevrekleri gibi satmaya çalışır her seferinde o şişman ve yamuk ağzından aynı cümleler dökülürdü:</p>
<p>-Abi bugün şanslısın son bir tane kaldı.</p>
<p>Tüm bunlar yaşanırken korkunç bir ses ve ardından gelen ateş çemberi göz bebeklerinin irileşmesine neden oldu. Birdenbire neler olmuştu böyle ? Dehşete düştüğü zamanlarda sakin kalabilmeyi başaran bir yapısı vardı ama bu etrafta koşuşturup duran insanlar da neyin nesiydi ? Peki bu yerdeki kırmızı lekeler ? İnsanlar neden yerlere uzanıyorlardı? Burası halka açık bir yerdi ve bu düpedüz saygısızlıktı. Hem gevrek arabası ve şişman gevrek satıcısı nereye gitmişti ? Tüm bunları düşünürken omuzunda bir el hissetti. Arkasına dönüp sakince ne var anlamında başını salladı. Yüzünde yara izleri olan ve solgun görünen genç bir kadın kendisine bir şeyler söylüyor sanki pandomim yapıyordu. O an kadına dehşetengiz bir bakış attı ve kulaklarının duymadığını farketti. İki elini başının arasına götürdü ve etrafına baktı. Manzara korkunçtu her yerde polisler, ambulanslar ve sağlık görevlileri görüyordu.</p>
<p>O esnada yerdeki telefonlardan birine gözü ilişti. Pembe kılıfla kaplı telefonun ekran jelanatini kabarmıştı. Neden kadınların kullandığı telefonların ekran koruyucuları sürekli kabarıp kenarlarından atıyor diye düşündü. Sonra da böyle anlarda bile böyle saçma şeyleri nasıl düşünebildiğini sordu kendine ? Kulakları, dik bir duvara tırmanmaya çabalayan bir karınca azminde yavaş yavaş sesleri duymaya başlıyordu. Keşke duymasam dedi o an ve bunu düşündüğü an bir şeyler yapması gerektiğini anladığı anla aynı ana denk geliyordu. Aklı başındaydı ama çeşitli yerlerinden yaralar almıştı. Çok geçmeden yakınındaki insanlara yardım etmeye başladı. O an ne kaçmak arzusu ne de bir sonraki saldırının olabileceği korkusu yakınından bile geçmiyordu. Kalabalıklar içerisinde yalnız olan bu adam sevmediği kalabalıklara yardım ediyordu. Yerde yaralı biçimde bekleyen bir yaşlı çifte gözü ilişti. Amcanın başından boza kıvamında ağır ağır akmakta olan kan kötü şeylerin işaretiydi. Yaşlı teyzeye dönüp bağırarak:</p>
<p>-Bir şeye ihtiyacınız var mı teyze ? diye sordu. Zaten ağlamaklı olan kadın büsbütün kendini koyuvermişti:</p>
<p>-Yarım saattir ambulans bekliyoruz kimse gelmiyor dedi.</p>
<p>Cebinde daima taşıdığı mendilini çıkarıp amcanın kafasını temizledi ve dağılmış halde duran gevrek arabasına doğru uzanarak altında kalan su şişelerinden birine uzandı. Sahi suların 1.25 TL olması sinir bozucuydu. Bir lira tamamdı da bu 25 kuruş neyin nesiydi ? Yine saçma şeyler düşündüğünün farkına vardı. Amcanın elini yüzünü yıkadı ve hareket etmemesini söyleyerek ayağa kalktı. Başkalarına da yardım etmeliydi her yer insanlarla doluydu. Birden kulakları çınlamaya ve bilinci beyaz bir ışıkla kaplanmaya başladı. Yerdekilerin çoğu hareketsiz biçimde duran cesetlerdi tıpkı hareketli biçimde duran ama bir ceset gibi yaşayan kendi bedeni gibi. Bu sekr hali ne kadar sürdü bilinmez fakat gözünü açtığında bir ambulansın arkasında  sedyede uzanmakta olduğunu ve etrafta başka bedenler de bulunduğunu gördü. Yüzünde garip bir maske vardı. Galiba bu sıradışı maske burnundan ve ağzından içeri oksijen üflüyordu. Konuşmak istedi, elini oynattı fakat hemşire tıpkı hastane koridolarında asılı olan fotoğraflarda olduğu gibi işaret parmağını ağzına götürüp “Şişşşt” yaptı. Bu sessiz ol demekti. Birden her yerinde derin sancılar hissetmeye başladı. Ruhsal anlamda sürekli acı çektiğinden buna katlanabilirdi ama bu kahrolası fiziksel acı onu öldürebilirdi. Var gücüyle maskeyi çıkardı ve hemşireye:</p>
<p>-Canımm, canım çok yanıyor… diyebildi.</p>
<p>Hemşire elinde garip bir tüple şırıngaya bir şeyler zerkettikten sonra ona dönerek tanıdık gelen şu sözleri söyledi:</p>
<p>-Bugün şanslısın son bir tane kaldı.</p>
<p>Uykuya dalarken hemşireye doğru anlamsız, donuk bir bakış atarak sorduğu son soru şuydu:</p>
<p>-Bu kah-ro-la-sı su-lar neden bir lira 25 kur-uş… ?</p>
<p style="text-align: right;"><em>Gürkan BİLGİSU</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Kasım-2018</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>İzmir</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2018/11/bir-lira-yirmi-bes-kurus.html">Bir Lira Yirmi Beş Kuruş</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2018/11/bir-lira-yirmi-bes-kurus.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Dili ve Saygı</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2017 18:27:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya dili]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gurkanbilgisu.com/?p=1305</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medya, sosyal medyada kullanılan dil ve saygı kavramı üzerine bir blog yazısı yazmak uzun zamandır istediğim bir şeydi. Sosyal medyayı seven ve etkin kullanan bir birey olarak geçmişe nazaran günümüzde artık sosyal medya ve oradaki insancıkların müthiş bir yozlaşı çöküşü içerisinde olduklarını görünce böyle bir yazı yazmak istedim. Sosyal medya gün geçtikçe gelişen, geliştikçe [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi.html">Sosyal Medya Dili ve Saygı</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya, sosyal medyada kullanılan dil ve saygı kavramı üzerine bir blog yazısı yazmak uzun zamandır istediğim bir şeydi. Sosyal medyayı seven ve etkin kullanan bir birey olarak geçmişe nazaran günümüzde artık sosyal medya ve oradaki insancıkların müthiş bir yozlaşı çöküşü içerisinde olduklarını görünce böyle bir yazı yazmak istedim.</p>
<p><span id="more-1305"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1309" src="http://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-karikatur.jpg" alt="sosyal-medya-karikatur" width="465" height="330" srcset="https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-karikatur.jpg 465w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-karikatur-300x213.jpg 300w" sizes="(max-width: 465px) 100vw, 465px" /></p>
<p>Sosyal medya gün geçtikçe gelişen, geliştikçe faydalandığımız faydalarıyla birlikte ise bir takım zararlarına da maruz kaldığımız bir platform halini aldı. Sevincimizi, üzüntümüzü, dertlerimizi ve nice insani duygularımızı başkalarına anlatmak yerine 140 karaktere sığdırmaya, Tumblr&#8217;da anonim bloglar açarak, Wattpad&#8217;da anonim yazılar yazarak anlatmaya başladık. Facebook&#8217;a değinmiyorum bile. Yazının başında da ifade ettiğim üzere sosyal medyayı seven ve etkin kullanan bir insanım. Hemen her platformu keşfetmeye, özelliklerini öğrenmeye çalışıyorum ama geldiğimiz noktada ülkemizde bir sosyal medya foseptiği oluşmaya başladı. Benim yazıyı yazarken amacım sosyal medyanın yok ettiği kültürel ve manevi hayatımızdan ziyade sosyal medya dili ve sosyal medya kullanıcılarının birbirlerine karşı olan tutumları. Dolayısı ile yazının bundan sonraki kısmı bu konulardan ibaret olacak.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1313" src="http://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi.png" alt="sosyal-medya-dili-ve-saygi" width="1155" height="877" srcset="https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi.png 1155w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi-300x228.png 300w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi-768x583.png 768w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi-1024x778.png 1024w" sizes="(max-width: 1155px) 100vw, 1155px" /></p>
<p>Yukarıda yer alan ve çok beğendiğim karikatür tam da bu yazıda bahsi geçen ve geçecek düşüncelerimin çizime dökülmüş hali gibi. Sosyal medya gelişip yaygınlaştıkça ne yazık ki ülkemizde sosyal nefret de buna bağlı olarak yaygınlaşmaya başladı. Farklı fikirleri savunan insanlar birbirlerinin ne dediğini dinlemeden birbirlerini ötekileştirmeye başlıyor ve birbirlerine hayasızca hakaretler ediyorlar. Bu bir tek sosyal medya platformunda olan bir şey değil üstelik. Twitter, Facebook, İnstagram gibi platformların yanında Google Play ve App Store gibi uygulama mağazalarında dahi birbirine ve uygulama geliştiricilerine  küfür eden amaçsız bir nesil yetişiyor. Peki insanlar neden birbirlerine hakaret etmeyi seçiyor ? Bana soracak olursanız bunun en büyük sebebi insanların bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışmaları. Sosyal medyada herkes her konuda uzman, biliminsanı ve akademisyenmiş gibi beyanatlar veriyor. Hal böyle olunca da kulaktan dolma bilgilerinin tükendiği yerde insanlar birbirlerine saygı duymak yerine birbirlerine hakaret etmeye başlıyorlar. Bunu yapan sadece az tahsilli insanlar olsa bir nebze anlayış göstereceğim fakat politikacısından, akademisyenine, öğretmeninden, doktoruna herkes sosyal medyada hakaret etmeyi bir hak bellemiş durumda.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1320" src="http://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-hakaret.png" alt="sosyal-medya-hakaret" width="590" height="328" srcset="https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-hakaret.png 590w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2017/09/sosyal-medya-hakaret-300x167.png 300w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Kendisiyle aynı fikri taşımayan insanlara hakaret etmeyi ödev belleyen kesimin yanında bir diğer kesim ise sosyal medyada Türkçe&#8217;yi katleden iki üç basit cümle bile kurmaktan aciz insanlar. Sosyal medyanın kendine has bir dili olmasına karşı değilim basit şeyler için klavyede kolaya kaçarak bazı simge, ifade ve karakterleri kullanmakta beis görmüyorum ama iş dilsel meselelere gelince insanın sövesi geliyor. Merhaba yerine &#8220;mrb&#8221; selam yerine &#8220;slm&#8221; gibi kısaltmalara alıştık fakat Allah&#8217;a emanet ol yerine &#8220;aeo&#8221; görüşürüz yerine &#8220;grşrz&#8221; yazmak ya da Demet Akalın gibi Türkçe yazamamak da neyin nesi anlayamadım gitti ? Geçtiğimiz günlerde sol bek oyuncusunu Galatasaray&#8217;a satan Karabükspor başkanının basına verdiği bir demeç durumun vahim bir özeti aslında: &#8220;Sosyal medyadan oyuncunun bonservisinin ucuz olduğunu söyleyip hakaret eden bir taraftarı telefonla aradım 12 yaşında bir çocuk çıktı.&#8221; Gerçekten yeni nesil küfür etmeyi, Türkçe&#8217;yi katletmeyi adeta kendine ödev edinmiş durumda.</p>
<p>Peki bu sorunları ülke olarak nasıl aşacağız ? Bence kesinlikle ortaokuldan itibaren müfredatlarda doğru ve etkili sosyal medya kullanımına yönelik dersler ve kazanımlar yer almalı. Çocuklara küçük yaşlarda bu konu öğretilmeli ki ilerde sorunlar yaşanmasın. Ayrıca sadece kullanan olmak yerine bir şeyler üreten bir gençlik yetiştirmekte ülkemizin temel ideallerinden birisi olmalı. Bu yüzden yine işlevini yitirmiş bilgisayar dersleri yerine kodlama dersleri müfredatta kendisine yer bulabilir. Bu konuda en büyük iş ise yine öğretmenlere düşüyor ve ne yazık ki meslektaşlarımın pek çoğu da sosyal medyayı çok kötü kullanıyor. Öğrencilerden gelen arkadaşlık isteklerini kabul edip özel hayatlarında yaptıkları kötü örnek teşkil edebilecek davranışları onların görmesini sağlamak, öğrencilerin velilerinden izin almaksızın sosyal medyada fotoğraflarını paylaşmak gibi yanlışların yanında beni en çok sinirlendiren ise öğretmen olan kişilerin doğru Türkçe kullanmıyor oluşu. Gerekirse bu konuda öğretmenlere dahi eğitim verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Umarım ilerde bir gün bizim gençlerimiz de uygulama geliştiricilere küfür etmek yerine bir uygulama geliştirebilecek kadar donanımlı insanlar olabilirler. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi yorum formu aracılığı ile iletebilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşene dek hoşçakalın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi.html">Sosyal Medya Dili ve Saygı</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2017/09/sosyal-medya-dili-ve-saygi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Tercih Edilir mi ?</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2016/10/turk-dili-ve-edebiyati-bolumu-tercih-edilir-mi.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2016/10/turk-dili-ve-edebiyati-bolumu-tercih-edilir-mi.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2016 16:34:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[türk dili ve edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gurkanbilgisu.com/?p=550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite tercihleri yapan/yapacak olan ve Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümlerini tercih edecek olan arkadaşlar için deneyimlerim ve üniversite yıllarımda ve mezun olduktan sonra yaşadıklarımdan yola çıkarak yeni bir yazı hazırlamaya karar verdim. Bu yazıyı yazma sebebim ise yukarıda zikrettiğim bölümleri tercih edecek arkadaşların doğru ve etkili tercih yapmalarını sağlamak ve [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2016/10/turk-dili-ve-edebiyati-bolumu-tercih-edilir-mi.html">Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Tercih Edilir mi ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite tercihleri yapan/yapacak olan ve Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümlerini tercih edecek olan arkadaşlar için deneyimlerim ve üniversite yıllarımda ve mezun olduktan sonra yaşadıklarımdan yola çıkarak yeni bir yazı hazırlamaya karar verdim. Bu yazıyı yazma sebebim ise yukarıda zikrettiğim bölümleri tercih edecek arkadaşların doğru ve etkili tercih yapmalarını sağlamak ve hayatlarının geri kalan dönemlerinde pişmanlık yaşamalarına engel olmaktır.</p>
<p><span id="more-550"></span></p>
<p>Öncelikle Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü tercih etmek isteyen adayların iki seçeneği var: Ya eğitim fakültelerini ya da fen edebiyat fakültelerini tercih edecekler. Türk Dili ve Edebiyatında zirveye oynayan ve kaliteli eğitim veren üniversiteler ise: İstanbul Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi. Bu üniversiteler bu branşta zirve üniversitelerdir. Tercih yaparken okul rehber öğretmeninizden ilgili bölüm/üniversitelerin taban ve tavan puanlarını edinebilirsiniz, bu yazıda amacımız tercihe müdahale etmekten ziyade Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin halen tercih edilebilir olup olmadığı. Bu noktada 5 yıl eğitim fakültesi okumuş ve yeni mezun bir birey olarak (bizden sonra 4 yıla indi) şu şartlarda Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kesinlikle okumaya değer bir bölüm olarak hiçbir öğrenciye tavsiye etmeyeceğimi açık bir şekilde beyan etmem gerekir. Elbette önerimi gerekçeleri ile birlikte sizlere izah edeceğim. Türk Dili ve edebiyatı bölümünü neden tercih edilebilir bir bölüm olarak görmüyorum ?</p>
<ul>
<li>Okuması hem keyifli hem yorucu bir bölüm ve üniversitede siz derslerle boğuşurken arkadaşlarınız &#8220;On dönüm bostan yan gel yat Osman&#8221; modundalar. Üniversiteden üniversiteye değişir elbette durum fakat Dokuz Eylül Üniversitesi&#8217;ni tercih edecek arkadaşlar bu önerimi dikkate alsınlar.</li>
<li>Hali hazırda Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerini tercih eden arkadaşların %98&#8217;i öğretmen olmak amacı ile bu bölümleri tercih ediyor ve şu an ataması yapılmayan 50 bine yakın işsiz Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni mevcut. Yani bu bölümü şu saatten sonra tercih etmek beyhude bir çabadan ibaret. 2010 yılında üniversiteye girmiş bir birey olarak bunu söylüyorum.</li>
<li>Bu işin erbabı ve asıl öğretmen yetiştirme misyonunu üstlenen eğitim fakülteleri dururken herkese sınırsız formasyon veren siyasiler yüzünden asıl işi akademisyen yetiştirmek olan fen-edebiyat fakülteleri ve mezunları para ile formasyon alıyor. Kısacası üniversite sınavına çok çalışıp öyle muhteşem puanlar almanıza gerek yok çünkü burası Türkiye. Daha sonra &#8220;Demagojik formasyon&#8221; isimli yazımla bu formasyon saçmalığına ayrıca değineceğim.</li>
<li>Kitapları, okumayı, yazmayı seviyorum deyip &#8220;Ben sözelciyim başka bölüm mü var yaa&#8221; diyerek edebiyat tercih edecek arkadaşlara şimdiden sakın böyle bir hata yapmayın diyorum. Sözel puan türlerinde özel sektörde kendinizi geliştirip çok güzel işler yapabilirsiniz. Edebiyatta sınırlı alanda çalışma yetkinliğine sahip bireyler oluyorsunuz.</li>
<li>Anlık değişen ve bakanlara göre yön değiştiren eğitim politikaları nedeni ile geleceği karanlık olan bölümlerin başında Türk Dili ve Edebiyatı gelmekte. 2016 Ekim atamasın atanan öğretmen sayısı yalnızca &#8220;287&#8221;. Aday ise: 50 bin.</li>
</ul>
<p>Buraya kadar olan kısım neden tercih etmemeniz hususunda size bir hayli fikir vermiştir diye düşünüyorum. Tablo doğrusunu söylemek gerekirse bir hayli karamsar. Ben de yeni mezunum ve şu an Kpss ile uğraşıyorum ve bu durum çok can sıkıcı. Ertelenmiş hayatlar, boşa giden yıllar, onlarca emek ve üstüne kpss+mülakat ve sözleşmeli öğretmenlik saçmalığı. Akademisyen olmak istiyorsanız ve ideallariniz varsa elbette bu bölümü tercih etmenizde hiçbir sakınca yok. Fakat bu işi meslek olarak yapmayı düşünüyorsanız harcadığınız yıllara üzülür hatta küfredersiniz. Açıköğretim mezunlarına dahi formasyon verilen bir düzenden çok fazla umut beklemek Polyannacılık olur diye düşünüyorum. Lütfen bu yazıyı referans alın ve kararınızı gözden geçirin. Dost acı söyler misali. Yaşadıklarımdan ve deneyimlerimden yola çıkarak bu yazıyı yazma gereği duydum. Umarım her şey gönlünüzce olur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2016/10/turk-dili-ve-edebiyati-bolumu-tercih-edilir-mi.html">Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Tercih Edilir mi ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2016/10/turk-dili-ve-edebiyati-bolumu-tercih-edilir-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrenciyken Banka Kredisi Nasıl Alınır ?</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2016/09/ogrenciyken-banka-kredisi-nasil-alinir.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2016/09/ogrenciyken-banka-kredisi-nasil-alinir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Sep 2016 22:35:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciye kredi]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciye kredi veren bankalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gurkanbilgisu.com/?p=421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öğrenciye kredi veren bankalar hangileri öğrenmek isteyenler için üniversitede öğrenci iken ve sonrasında yeni mezun bir işsiz iken kredi kullanmayı becerebilmiş birisi olarak bazı arkadaşların faydalanabileceğini düşünerek bu yazıyı oluşturmaya karar verdim. Üniversite öğrencilerine bugün pek çok banka aidatlı-aidatsız kredi kartı hizmeti sunmakta fakat ne hikmetse kredi kartı veren bankalar kredi vermemekte ısrar etmekte. Bunun [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2016/09/ogrenciyken-banka-kredisi-nasil-alinir.html">Öğrenciyken Banka Kredisi Nasıl Alınır ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrenciye kredi veren bankalar hangileri öğrenmek isteyenler için üniversitede öğrenci iken ve sonrasında yeni mezun bir işsiz iken kredi kullanmayı becerebilmiş birisi olarak bazı arkadaşların faydalanabileceğini düşünerek bu yazıyı oluşturmaya karar verdim. Üniversite öğrencilerine bugün pek çok banka aidatlı-aidatsız kredi kartı hizmeti sunmakta fakat ne hikmetse kredi kartı veren bankalar kredi vermemekte ısrar etmekte. Bunun yasal nedenlerinin yanında şirket prensipleri ile de alakalı bir durum olduğu aşikâr.</p>
<p><span id="more-421"></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-434" src="http://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/ogrenciyken-kredi-alma.png" alt="ogrenciyken-kredi-alma" width="300" height="300" srcset="https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/ogrenciyken-kredi-alma.png 1667w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/ogrenciyken-kredi-alma-150x150.png 150w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/ogrenciyken-kredi-alma-300x300.png 300w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/ogrenciyken-kredi-alma-768x768.png 768w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/ogrenciyken-kredi-alma-1024x1024.png 1024w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Ben de üniversitede kendi paramı kendim kazanıyordum (bunu bir başka yazıda anlatacağım) O zamanlar aylık hatırı sayılır bir gelirin sahibi idim ve kendime bir araba almaya karar verdim. (Evet üniversitede kendi paramla kendi arabamı alacak kadar paran kazandım. Annem ve babamda 1 kuruş dahi almadan) İstediğim aracı bulmuştum fakat yaptığım birikimin üzerine 3 bin TL daha eklemem gerekiyordu. Orta halli bir ailenin ferdi olarak çevremde bu parayı isteyeceğim kimse yoktu. Haliyle bende kredi kullanmayı düşündüm. O zaman şimdiki gibi <a href="http://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/dijital-bankacilik-savaslari-kampanyalar.html" target="_blank">Dijital Bankacılık </a>gelişmemiş yahut yeni gelişmeye başlamıştı. Haliyle Sms yoluyla pek çok bankanın &#8220;Anında kredi, nakit hazır, para cepte&#8221; gibi çılgın sloganlarına kanıp başvurular yaptım fakat hepsi gelir belgesi istiyordu. Yaptığım iş gelir beyan edebileceğim bir iş olmadığından gelir belgesi sunamıyordum ve hesabımda 13000 TL para olan bankam bile bana kredi vermedi. Sonra öğrendim ki kredi puanı denen bir hadise var imiş. O zamana kadar kredi kartı dışında herhangi bir bankacılık hizmeti kullanmamıştım ve kredi kartı borcumu da daima düzenli ödeyen biri idim. Çeşitli başvurulardan sonra Migros ve İNG işbirliği ile yürütülen &#8220;Migros Taze Kredi&#8221; isimli üründen arkadaşım sayesinde haberdar oldum.</p>
<p style="text-align: left;"> Migros mağazına gittiğimizde görevli kişi ile yaptığım ön görüşmede bankanın değerlendirme sisteminin farklı olduğunu kredinin hiç beklemediğiniz biçimde çıkabileceğini söylediler ve şansımızı &#8220;3000 TL &#8221; için sms yaparak denedik ve sonuç olumlu idi 🙂 Para anında bana teslim edilen karta yatmıştı ve hayal ettiğim araca kavuşabilecektim nitekim kavuştumda. İkinci kredi başvurum yeni mezun öğrenci iken İş Bankası&#8217;nın İş Cep uygulamasından yaptığımda &#8220;Anında Kredi&#8221; başvurusu idi ve 1500 TL hemen hesabıma yatmıştı. Üçüncü kredi deneyimim ise yine yeni mezun ve işsiz iken yurtdışına arkadaşımın yanına gitme planı yaptığım bir döneme denk geldi ve Aktifbank&#8217;ın dijital kredi hizmeti &#8220;nkolaykredi&#8221; ye başvurdum ve 2000 TL anında hesabıma yattı.</p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-438" src="http://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/universite-ogrencisine-kredi.png" alt="universite-ogrencisine-kredi" width="300" height="300" srcset="https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/universite-ogrencisine-kredi.png 1667w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/universite-ogrencisine-kredi-150x150.png 150w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/universite-ogrencisine-kredi-300x300.png 300w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/universite-ogrencisine-kredi-768x768.png 768w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/09/universite-ogrencisine-kredi-1024x1024.png 1024w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p style="text-align: left;"> Gelir belgesi sunmadan, şubeye gitmeden ve ikincisinde kimlik dahi göstermeden kredi almayı başardım. Yazının buraya kadar olan kısmı için &#8220;Yav hacı iyi hoşta sen bize niye anlattın bunları nasıl alacağız şimdi biz krediyi öğrenci iken &#8221; dediğinizi duyar gibiyim. Yazının bundan sonraki kısmında üniversitede öğrenci iken kredi almayı düşünen arkadaşlar için dikkat etmeleri gereken noktaları maddeler halinde yazacağım. Bankaların kredi verirken farklı politikalara sahip olduğunu gözardı etmemek gerek. Başka bir yazıda görüşmek dileği ile umarım faydası dokunur.</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>ÖĞRENCİ İKEN KREDİ ALMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER</strong></h3>
<ul>
<li>Kredi kartı kullanın ve kredi kartınızın asgari tutarını düzenli bir biçimde ödeyin.</li>
<li>Üzerine kayıtlı faturalar varsa bankadan otomatik ödeme talimatı ile faturalarınızı ödeyin.</li>
<li>Hesabınızda sürekli hareket olması yani düzenli para giriş çıkışı olması faydalı olacaktır.</li>
<li>Sürekli kredi başvurusunda bulunmayın aldığınız her olumsuz yanıt kredi puanınızı etkileyecektir.</li>
<li>Kredi kayıt bürosundan 3 ayda bir kredi puanınızı kontrol edin puan düşüşü olmaması yararınıza.</li>
<li>Her banka gelir belgesiz kredi vermez bunu unutmayın.</li>
<li>Gelir belgesiz kredi talep ediyorsanız geri ödemesi ve faizinin yüksek olacağını unutmayın.</li>
<li>Google üzerinden &#8220;Anında kredi&#8221; anahtar cümlesi ile arama yapabilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>Son olarak tavsiye ettiğim bankalar:</strong> ING anında kredi, Nkolaykredi, Enpara anında kredi, İş Bankası Anında Kredi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2016/09/ogrenciyken-banka-kredisi-nasil-alinir.html">Öğrenciyken Banka Kredisi Nasıl Alınır ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2016/09/ogrenciyken-banka-kredisi-nasil-alinir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekmek Öpen Çocuklara Özlem</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/ekmek-open-cocuklara-ozlem.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/ekmek-open-cocuklara-ozlem.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2015 11:53:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[90lıyıllar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek Öpen Çocuklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gurkanbilgisu.com/?p=104</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Ne güzel çocuklardı o çocuklar öyle değil mi ama ? İnsan ister istemez kendi çocukluğunu hatırlıyor böyle şeyler görünce.Biz küçükken her şey şimdikinden çok daha farklıydı.. Teknoloji bu kadar gelişmemiş en azından gelişen şeyler geç gelirdi ülkemize. 20. asrın çocuklarıydık biz. Sokakta top oynamayı cam çerçeve indirmeyi sever, saklambaç oynardık köşe bucak. Ucundan kıyısındanda [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/ekmek-open-cocuklara-ozlem.html">Ekmek Öpen Çocuklara Özlem</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">  Ne güzel çocuklardı o çocuklar öyle değil mi ama ? İnsan ister istemez kendi çocukluğunu hatırlıyor böyle şeyler görünce.Biz küçükken her şey şimdikinden çok daha farklıydı.. Teknoloji bu kadar gelişmemiş en azından gelişen şeyler geç gelirdi ülkemize. 20. asrın çocuklarıydık biz.</p>
<p style="text-align: left;">Sokakta top oynamayı cam çerçeve indirmeyi sever, saklambaç oynardık köşe bucak. Ucundan kıyısındanda olsa çocukluğu hakiki manada yaşardık. Ekmek öpen çocuklardandık bizler. Hatırlıyorum da yerde bir lokma görecek olsak bisküvi bile olsa üç kere hızlı hızlı öpüp alnımıza götürür ardından yüksekçe bir yere bırakırdık. Allah taş ederdi sonra, onu bulamayanlarda vardı. Hani diyorya şarkı “Biz büyüdük ve kirlendi dünya.” Evet büyüdük ve kirlendi dünya. Yazın bahçelerdeki hortumlarla birbirmizi ıslatır su savaşı yapar, kışın çıkıp doya doya kar topu oynar kızakla kayardık biz. Baharda çağlalara dalar, ham meyveyi koparır dalından ishal edene kadar kendimizi yer dururduk. Bakkaldan sakız çalan arkadaşlarım oldu benim en saf ve çocukça bir hırsızlıkla. Hoş bakkal bilirdi de sakızları alanları ses etmezdi. Bir sakızdan ne olur diyebiliyordu insan. Şimdiki gibi birbirinin yediği lokmaları saymazdı kimse. Varsa yenir yoksa yenmezdi çünkü. Biz televizyonu gören nesildik ama bizim çizgi filmlerimiz güzeldi.</p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-104"></span></p>
<p style="text-align: left;"> Heidimiz,şirinlerimiz,teletapilerimiz,şeker kız candylerimiz vardı bizim. Bugs Bunny’e güler Tom ve Jerry ile eğlenirdik. Tasolar,pokemonlar,baybladerden sonra bozuldu bizim nesil. Hepimiz defalarca izler izler sıkılmazdık Keloğlan’dan, Hababam’dan. Yeşilçam filmlerinin saflığında çocuktuk biz çünkü. Meybuz yer boğazımızı şişirir,üstümüz başımız batana kadar girmezdik eve. Oklavaları,terlikleri vardı annelerimizin. Andımızı okuduğumuz için gocunmazdık mesela. Türküm ,doğruyum, çalışkanım nidaları bize hoş gelirdi. Facebook üzerinden değildi arkadaşlıklarımız. Kan kardeşimiz vardı en basitinden. Ali’nin annesi benim karnımı doyururken ertesi hafta Ali gelir bizim evde yerdi yemeği. Aileler birbirine itimad ederdi o zamanlar. Biz küçükken her nesne ayrı bir güzeldi.</p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-105 size-full" src="http://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/ekmek-öpen-çocuklar.jpg" alt="ekmek-öpen-çocuklar" width="433" height="480" srcset="https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/ekmek-öpen-çocuklar.jpg 433w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/ekmek-öpen-çocuklar-271x300.jpg 271w" sizes="auto, (max-width: 433px) 100vw, 433px" /></p>
<p style="text-align: left;"> Hayal mi hakikate hakikat mi hayale galebe bilmem lakin hep çocukluk yıllarımın güzelliklerinin başka olduğunu tasavvur ederim.O saf ve kıymetli hatıraların levhaları hep kafamda dolaşır durur an be an. Şimdi devir farklı. Teknoloji devri devir. “En fazla bir yıl sürer 20. asırlılarda ölüm acısı” derdi şair. 21. yüzyıllılarda siyah gözlük,takım elbise ve başı örten siyah bir yemeniden ibaret ölümler. Şimdi arkadaşlıklar Facebook’ta. Sokaklarda ekmek öpüp yukarı koyan çocukların telaşı yok. Kulağında kulaklık,elinde tablet,cep telefonu ile dolaşıyor şimdiki nesil. Sokakta macun satan amcalar yok. Oysa ne güzeldi o macunların tadı. Sahi nereye gitti o amcalar ? Sokakta oyun oynamayıp sürekli test çözen, bilgisayar ve diğer elektronik aletlerle uğraşan arkadaşları bile reel olmayan nesil Ahmet Haşim’in tanımına uymaz mı sizce de ? “Melali anlamayan nesle aşina değiliz”</p>
<p style="text-align: left;">Bu yazım blog yazarlarının yazılarını yayınlayan bir online platform olan Dijital Mecmua&#8217;nın çıkardığı Bloglifetr dergisinde de yayınlanmıştı.</p>
<p><a href="http://www.dijimecmua.com/bloglifetr/7685/index/1416878_ekmek-open-cocuklara-ozlem-gurkan-bilgisu-www-gurkanca-com/" target="_blank" rel="noopener">Buraya tıklayıp yazıya erişebilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/ekmek-open-cocuklara-ozlem.html">Ekmek Öpen Çocuklara Özlem</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/ekmek-open-cocuklara-ozlem.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çay Sohbet ve Eğitim Seminerleri Anadolu Vakfı</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cay-sohbet-ve-egitim-seminerleri-anadolu-vakfi.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cay-sohbet-ve-egitim-seminerleri-anadolu-vakfi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2015 20:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Burs]]></category>
		<category><![CDATA[Bursiyer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gurkanbilgisu.com/?p=78</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de gönlü zengin insanlar oldukça bu ülke ayakta kalmaya ve aydınlamaya devam edecek. Anadolu Vakfı&#8217;nın kurucuları ve Cumhuriyet insanları Kamil Yazıcı ve geçtiğimiz aylarda yitirdiğiniz merhum İzzet Özilhan yukarıda sözünü ettiğim gönlü zengin insanlardan. Bugün bu iki güzel yürekli adamın kurmuş olduğu Anadolu Vakfı Türkiye&#8217;nin dört bir yanında okuyan üniversite öğrencilerine burs desteği sağlıyor, Anadolu&#8217;nun [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cay-sohbet-ve-egitim-seminerleri-anadolu-vakfi.html">Çay Sohbet ve Eğitim Seminerleri Anadolu Vakfı</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de gönlü zengin insanlar oldukça bu ülke ayakta kalmaya ve aydınlamaya devam edecek. Anadolu Vakfı&#8217;nın kurucuları ve Cumhuriyet insanları Kamil Yazıcı ve geçtiğimiz aylarda yitirdiğiniz merhum İzzet Özilhan yukarıda sözünü ettiğim gönlü zengin insanlardan. Bugün bu iki güzel yürekli adamın kurmuş olduğu Anadolu Vakfı Türkiye&#8217;nin dört bir yanında okuyan üniversite öğrencilerine burs desteği sağlıyor, Anadolu&#8217;nun her köşesine okullar inşa ediyor, ve gençlerin geleceği için onlara çeşitli eğitim seminerleri, mentoring sistemi gibi destekler sunuyor.<br />
<span id="more-78"></span><br />
Türkiye&#8217;nin Robin Hoodları diye adlandırdığım İzzet Özilhan ve Kamil Yazıcı bugün Türkiye&#8217;de gençlere ve Anadolu insanına en çok yatırım yapan ve bunları karşılık beklemeksizin sunan hayırsever iki işinsanı. Mottoları da bunu özetler nitelikte &#8220;Önce inanç ve azim, sonra emek ve alınteri, kazandığımız başarıyı Anadolu insanı ile paylaşmak gönül borcumuz.&#8221; Bu topraklardan aldıklarını bu topraklara vermeyi seven tevazu sahibi insanlar onlar. Ben de Anadolu Vakfı&#8217;nın bursiyelerinden birisi olarak bir teşekkür mahiyeti de taşıyan bu yazıyı kaleme alıp aynı zamanda vakfın bizimle yaptığı sosyal etkinliklerden söz etmek istedim. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi&#8217;ni kazandığım yıl Anadolu Vakfı&#8217;na başvurmuştum ve bursiyer olmaya hak kazanmıştım. Zaten orta halli bir ailenin çocuğuydum ve zor şartlar altında okuyacaktım bu burs bana ilaç gibi gelmişti. Burs aldığınız bir kurumdan beklentiniz genelde sadece maddiyat ile sınırlı olabilir fakat Anadolu Vakfı bu bakımdan çok farklı bir vakıf. Size sadece bu parayı al ve üniversite okurken geçimin kolaylasın demiyor. Sizi hayata hazırlamak adına pek çok etkinlik düzenlemeye gayret gösteriyor.</p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-79" src="http://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/anadolu-vakfi.jpg" alt="anadolu-vakfi" width="1564" height="1325" srcset="https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/anadolu-vakfi.jpg 1564w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/anadolu-vakfi-300x254.jpg 300w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/anadolu-vakfi-1024x868.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1564px) 100vw, 1564px" /> Üniversite hayatımın bu yıl 5. ve son yılını yaşıyorum ve geride bıraktığım 4 yılda hemen her yıl Vakfın yöneticileri ve çalışanları Selim Bey, Nil Hanım, Büşra ve Banu hanım başta olmak üzere diğer gönül verenler İzmir&#8217;e bizi ziyarete gelip çeşitli mini kurslar ve tea&amp;talk etkinlikleri düzenlediler. Bu etkinliklerde Anadolu Holding bünyesinde çalışan pek çok üst düzey işinsanı da bizimle birlikte olup özel sektör ve iş hayatını hakkındaki deneyimlerini bizimle paylaştılar. Ve bu insanlar bunları yaparken tek şikayet ettikleri şey katılımın zayıf olmasıydı. 61 İzmir bursiyerinin yarısını zor topluyorduk. Ebru Çokişler ve Mert Aksu gibi katılımcıların konferanslarına katılma fırsatı elde ettik ve iş yaşamı hakkında kafamızda bir fikir oluştu. Açıkçası bu deneyimler benim ufkumu açtı ve hoşuma gitti. Aynı zamanda mentor sistemine dahil edilmiş olmakta benim için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Abank Ege Bölge müdürü Mehmet Vurucu ile güzel deneyimlerim olmaya devam ediyor. Velhasıl kelam Anadolu Vakfı Türkiye&#8217;nin gençlere yatırımı önemseyen en güzide vakfıdır benim gözümde. Kim bilir belki ilerde bir gün bir çalışanları bile olabilirim. Böyle güzel insanlar ve böyle güzel işler eksik olmasın bu ülkeden. Aşağıdaki broşürden Vakfın amaçlarını ve projelerini görebilirsiniz. Vakıf hakkında detaylı bilgi için <a href="http://wwww.anadoluvakfi.org.tr/" rel="nofollow noopener" target="_blank">www.anadoluvakfi.org.tr</a> adresini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cay-sohbet-ve-egitim-seminerleri-anadolu-vakfi.html">Çay Sohbet ve Eğitim Seminerleri Anadolu Vakfı</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cay-sohbet-ve-egitim-seminerleri-anadolu-vakfi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsiyet Soykırımı-Özgecan Aslan</title>
		<link>https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cinsiyet-soykirimi-ozgecan-aslan.html</link>
					<comments>https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cinsiyet-soykirimi-ozgecan-aslan.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürkan Bilgisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2015 19:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karaladıklarım]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özgecan Aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.gurkanbilgisu.com/?p=36</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanoğlu var olduğundan beri kadınlar her daim toplumlarda bir eşya, bir madde,adeta montunuzu çıkarıp asabileceğiniz bir portmanto muamelesi görmüş ve görmeye devam ediyor. 21. yüzyılın Türkiye&#8217;si hatta dünyasının en temel problemi şüphesiz kadınlar, cinsiyet ayrımı, kadının toplumdaki yeri ve önemi. Özgecan&#8217;ın öldürülmesi ile ülkemizde kadın gerçeği bir tokat gibi bir kez daha yüzümüze çarptı. Maktül [...]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cinsiyet-soykirimi-ozgecan-aslan.html">Cinsiyet Soykırımı-Özgecan Aslan</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu var olduğundan beri kadınlar her daim toplumlarda bir eşya, bir madde,adeta montunuzu çıkarıp asabileceğiniz bir portmanto muamelesi görmüş ve görmeye devam ediyor. 21. yüzyılın Türkiye&#8217;si hatta dünyasının en temel problemi şüphesiz kadınlar, cinsiyet ayrımı, kadının toplumdaki yeri ve önemi. Özgecan&#8217;ın öldürülmesi ile ülkemizde kadın gerçeği bir tokat gibi bir kez daha yüzümüze çarptı. Maktül ve katil bu süreçte hiç değişmedi. Türkiye&#8217;deki durum gösteriyor ki maalesef bu ülkede bir cins soykırımı mevcut.</p>
<p><span id="more-36"></span></p>
<p>Kadın ne sizin kendi arzularınızı tatmin edebileceğiniz vajinadan ibaret bir varlık ne de sizin her dediğinizi yapacak bir dadı. Biz adamların bunu iyi anlaması gerek. Adam diyorum çünkü toplumumuzda erkek ve adam kavramı birbirine karışmış durumda. Erkeklik size Tanrı tarafından verilmiş bir şey. Erkek olabilirsiniz fakat adam olmak farklı meziyetler ister. Mesele Can&#8217;ımızı katleden Suphi Altındöken ? Ne derece adamdı  sorarım sizlere ? Yahut sokak ortasında eşini döverek öldüren erkeklere nasıl adam diyebilirsiniz ? 2008 yılından itibaren bu ülkede şiddet v.b nedenler ile ölen kadın sayısı 1156. Evet yanlış duymadınız 1200&#8217;e yakın kadın eşleri tarafından öldürüldü ve öldürülmeye devam ediyor. Aşağıdaki tablo 2009 Adalet Bakanlığı verileri size durumu daha iyi izah edebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-37 size-full" src="http://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/kadın-cinayetleri-istatistikleri.jpg" alt="kadın-cinayetleri-istatistikleri" width="695" height="328" srcset="https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/kadın-cinayetleri-istatistikleri.jpg 695w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/kadın-cinayetleri-istatistikleri-300x142.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 695px) 100vw, 695px" /></p>
<div>Özgecan&#8217;ın katli bu toplumun kanayan yarasını bir kere daha ortaya çıkardı. Fakat burada benim tenkit etmek istediğim bir husus söz konusu. 2015 yılında Türkiye Cumhuriyeti topraklarında gencecik bir kadın tecavüze uğrayıp katlediliyor ve biz toplum olarak birlik, dirlik içerisinde bu duruma tepki göstermek yerine, işin siyasi boyutuna(hükümet-muhalefet atışması) ve medya maymunlarının söylediği zırvalıklara(Nihat Doğan) takılıyoruz. Hangi aklı başında kişi bu saçmalıklar ile uğraşmak yerine biz toplumun bu kanayan yarasını nasıl birlikte çözeriz mesajı verecek doğrusu çok merak ediyorum. Failler elbetteki cezayı çekecek, çekmeli de. Bizim burada üzerinde durmamız gereken asıl mevzu bu sorunun yani kadın cinayeti terörünün nasıl sona ereceği ? Aklı başında bir hükümet olsa bana göre bu konuda okullarda seçmeli dersler okutur, insan haklarına vurgu yapar, pedagogları, sosyologları bu konuda görevlendirir ve toplumsal anketler yapar fakat nerede bu ülkenin siyasilerinde (hükümeti-muhalefeti) o düşünce.</div>
<div></div>
<div> Ben de dahil pek çoğumuzun dilinden düşürmediği &#8220;Karı gibi gülme&#8221; lafı dahi bu toplumun erkeklerinin bilinçaltının bir haritasıdır aslına bakarsanız. Kız kısmı okuyupta ne yapacak evde otursun diyen amcaların hastaneye gittiklerinde karıma-kızıma kadın doktor baksın dedikleri bir toplumdan söz ediyoruz. Namusu iki bacak arasından ibaret gören tüm toplumlar Şark veya Garp farketmez bu tarz sapık zihniyetleri ve çelişkileri bünyelerinde bulundurmak mecburiyeti taşırlar.</div>
<div>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-38" src="http://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/özgecan2.jpg" alt="özgecan2" width="640" height="640" srcset="https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/özgecan2.jpg 640w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/özgecan2-150x150.jpg 150w, https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2015/10/özgecan2-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> Tüm toplumlarda eğitim önce aileden başlar. Bir baba şerefli, namuslu ise çocukları da şerefli ve namusludur. Bir erkek evladın adam olma süreci babasının adam olup olmadığı ile ölçülür. Çocuk ailede kavga, şiddet arasında büyürse ilerde o da aynını kendi eşine yapacaktır. Bu yüzden anne-baba eğitimi bu toplumda olması gereken uygulamalardan birisidir. Üniversitede değerli hocam Yusuf Yanartaş sık sık tekrar eder derslerde: &#8220;Hep söylerim bu toplumda analık-babalık okulu da olmalı&#8221; Gerçekten bu söze katılmamak mümkün değil. İnsanlar öğütleri ile çocuklarına yol verirken yaptıkları ile kötü örnek oluyorlar ve eylemleri ile söylemleri çelişiyor. Toplumun ve devletin birlikte bu duruma çare bulması gerekmekte. Fakat bunun için ne kadar çalışıyoruz orası ise tam bir muamma.</p>
<p>Anneleri cennetin sahibi olarak gören bir peygamberin ümmeti olarak bizler bugün kadına bir eşya hüvviyeti vermekten onu doğuran, aş pişiren bir yaratık olmaktan öteye taşıdık mı ? İşte bu kocaman bir soru işareti. Özge&#8217;Can kardeşime Allah&#8217;dan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Yazımı bozkırın tezenesinin şu sözleri ile bitirmek uygun düşer diye düşündüm. Belki de en beliğ ifade budur durumumuz açısından:</p>
<div style="text-align: right;"><i>“Kadınlar insandır, biz insanoğlu”</i></div>
<div style="text-align: right;">Neşet Ertaş</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cinsiyet-soykirimi-ozgecan-aslan.html">Cinsiyet Soykırımı-Özgecan Aslan</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.gurkanbilgisu.com">Gürkan Bilgisu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gurkanbilgisu.com/2015/10/cinsiyet-soykirimi-ozgecan-aslan.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
