0 Sony Xperia Z2 Kullanıcı Deneyimi ve Uzun Kullanım Yorumları

xperia-z2-kullanıcı-deneyimi-ve-yorumları
Xperia Z2 Kullanıcı Deneyimi ve Uzun Kullanım Yorumlarım
 Xperia Z2 kullanıcı deneyimi, kullanıcı yorumları ve uzun kullanım deneyimlerimi size aktaracağım ve çeşitli videolar, fotoğraflar ile destekleyeceğim bir yazımda daha sizlerleyim. Aslında bu yazıyı Sony Xperia Z2'yi satın alınca hemen oluşturmak istemiştim fakat kısmet olmadı bir türlü. Bu zamanda zarfında da cihaz ile ilgili epey deneyim yaşadım. Not: Telefonu alalı yaklaşık 8-9 ay kadar oldu. 

 Peki Sony Xperia Z2'yi ne kadara, nasıl, nereden satın aldım. Ben paralel ithalat almayı tercih ettim ve N11 üzerinden 1300 TL'ye kampanya ile Sony Xperia Z2 16 GB D6503 Almanya ithalat, ve gürültü önleyici kulaklık içeren paketi tercih ettim. Bu benim ilk Sony telefonumdu ve şu ana kadar itiraf etmeliyim ki bundan sonra da android tercihim olursa Sony'den şaşmam. Cihaz ile ilgili temel deneyimlerimi dayanıklılık, su geçirmeme, pil ömrü, ekran kalitesi, stabilite v.b başlıklar altında tek tek sizlere aktarmam çok daha iyi olacaktır diye düşünüyoruım.

xperia-z2-alarm-saat

 Sony'in Xperia serisi bildiğimiz gibi amiral gemilerin üretildiği seri Sony her ne kadar saçma bir politika ile 6 ayda bir amiral gemi çıkarsa da Xperia Z2 hala güncel teknolojileri içerisinde barındıran ve alınabilir  bir cihaz. Ben cihazı satın aldığımda Kitkat ile ürün bana gelmişti. Android Lollipop sürümü yayınlandı, hatta şu an 5.1'de çıktı ve kullanıyoruz. Sony amiral gemileri güncelleme konusunda en hızlı firmalardan birisi. Bu konuda Sony'ye güvenebilirsiniz. Sizler için kendi telefonumdan çektiğim ve Z2 menü geçişleri ve birkaç küçük ayarı gösteren Xperia Z2 kısa inceleme videosunu izlemenizi tavsiye ederim:



Peki sıra geldi yazımızı artık başlık başlık ve konu konu detaylandırmaya. Uzun kullanım yapmış birisi olarak cihazı tanıtırken başlıklar halinde tanıtmak hem kullanıcılar hem de kullanıcı adayları için çok daha iyi ve derli toplu olacak düşüncesi içerisindeyim ve bu yüzden yukarıda da ifade ettiğim gibi başlıklar halinde Xperia Z2 inceleme ve deneyimlerimi sizlere aktaracağım.
1.) Dayanıklılık, Ergonomi ve Su Geçirmeme
  • Cihaz kesinlikle oldukça dayanklı bir cihaz. Aldığımın ilk günü(evet o acıyı yaşadım) telefonu çat diye mermere düşürmüş ve eyvah sıçtık demiştim lakin telefon bana mısın demedi ve bir kaç sefer daha düşmesine rağmen dayanıklılığından ödün vermedi zaten internette testlerde ne kadar dayanıklı bir ürün olduğunu görürsünüz. 
  • Cihaz toza karşı dayanıklı diye lanse edilmişti fakat ben bu kısma katılmıyorum cihaz toz tutuyor. Özellikle ekran çok çabuk kirleniyor bunda benim biraz hor kullanıyor olmamın etkisi de olabilir.
  • Ergonomi ve kalite konusunda cihaz bence başarılı. Gövdesi metal, önü arkası cam ve kalite hissini alıyorsunuz. Köşeleri biraz fazla sivri olduğundan tek elle tutmakta zorlanabilirsiniz fakat benim gibi elleriniz büyükse :) 1.84  boy olunca böyle oluyor sorun ortadan kalkıyor..
  • Gelelim en merak edilen hususa Sony Xperia Z2 suya karşı ne kadar dayanıklı ? Öncelikle bu cihazın su geçirmez olmadığını söyleyelim. Tüketim odaklı bir toplum olduğumuzda reklamlarda kullanıcıya sunulan yemleri çabuk yutuyoruz. Sony'nin bu cihazı suya dayanıklı ama tatlı suya ve belirli bir metreye kadar. 
  • Suya dayanıklılık noktasında her ne kadar deniz suyuna sokmayın deseler Temmuz ayında Çeşme Ilıca'da telefonumu denize soktum ve gayet başarılı fotoğraflar çektim, denizden çıkınca tatlı su ile güzelce yıkayıp kuruladım ve herhangi bir sorun yaşamadım. Fakat benimki büyük riskti. Size denizde denemenizi tavsiye etmem ben de bir daha denemeyi düşünmüyorum.
xperia-z2-inceleme-kullanıcı-deneyimi

2.) Yazılım, Stabilite, Güncellemeler
  • Hepinizin bildiği gibi Xperia Z2 Android işletim sistemine sahip bir cihaz. 3 GB Ran, Snapdragon 801ab işlemci, Wifi, DLNA, NFC, Bluetooth, LTE, 3G gibi pek çok özelliği bünyesinde barındıran bu cihazda Sony'nin Xperia arayüzü gayet akıcı ve takılmadan başarılı bir biçimde çalışmakta. Burada performansı sağlayan asıl unsur Samsung'un o iğrenç TouchWiz arayüzünde yaptığı gibi Sony'nin saf androide su katmaya çalışmaması, bir diğer ifade ile saf androide yakın bir arayüz.
  • Sony'nin Playstation, Whatsnews, Lifelog, Movie Creator, TrackID, Walkman, Album gibi gerçekten çok başarılı yazılımları mevcut. Üstelik Xperia Z2 root gerektirmeden ekran görüntüsü ve ekran video kaydı yapmanıza olanak sağlıyor.
  • Sony Xperia ailesine güncelleme konusunda ciddi önem vermekte. Öyleki Android sürümleri güncellendiği an Sony çalışmalara ve sertifikanlandırmalara başlıyor..Lollipop güncellemesini en hızlı veren firmalardan birisi Sony oldu mesela. Güncelleme konusunda ben beğeniyorum Sony'yi.

3.) Kamera, Ses ve Diğer Donanım Özellikleri
  • Şunu ifade edelim Sony hemen hemen tüm telefon üreticilerine kamera lensi (donanım) satan bir firma ve en gelişmiş lensleri kendi cihazlarında da kullanıyor. Xperia Z2 20.7 MP kamera, 4K video kaydedebilme özelliği gibi özellikler ve zengin bir kamera uygulaması ile karşımıza çıkıyor fakat eksikleri de yok değil. Her ne hikmetse 20.7 MP fotoğrafı otomatik modda çekemiyor cihaz. Yani manuel moda alıp ayarları tek tek yapıp en iyi fotoğraf için uğraşmanız gerek bu da kulağa pek mantıklı gelmiyor. Ayrıca kameranın son güncellemeye kadar geç odaklama yaptığını (giderildi) ve kumlanma sorunu olduğunu belirtelim. Yani Sony kamerada yazılım konusunda ne yazık ki sınıfta kalıyor Un var yağ var şeker varken helvayı yapamamak üzücü olmuş.
  • Ses konusuna gelecek olursak cihazda çift stereo hoparlör mevcut ve ses kalitesi iyi. Fakat ilk aldığımda Kitkat sürümü ile gelen dış ses kalitesi Lollipop sürümü ile etkisini biraz yitirmiş. Kulaklık ses performansı ise oldukça başarılı sesler doygun. Özellikle gürültü önleyici kulaklık ile müzik dinlemek keyifli. 
  • Ekran konusun bir önceki seri olan Z ve Z1'de en çok eleştirilen hususlardan birisi imiş. Açıkçası ekrandan beklentiniz nedir bilemiyorum ama ben genel anlamda ekranında memnun olduğumu ifade edeyim. Şikayetçi olduğum tek konu ekran parlaklığı güneş altında ekran parlaklığını son ayara getirseniz bile bazen yeterli olmayabiliyor. 
Xperia Z2 pil ömrü
Sony Xperia Z2 Pil Ömrüne Dair(Kendi cihazımdan)
4.) Batarya(Pil) Performansı 
  • Cihazın batarya performansı da herkes tarafından merak edilen bir diğer konu galina. Sony Xperia Z2'nin bataryası 3200 Mah gibi güçlü bir değere sahip. Diyeceksiniz ki ee ekranı 5.2 inç kocaman telefon pili sömürür. Burada da Full HD seçimi Sony'i bir adım önde kılıyor. Her ne kadar rakibi olan LG G3 2K ekran kullansa da batarya konusunda mukayese dahi edilemezler. Yukarıda kendi telefonumdan örnek bir kullanım görselde mevcut. Ekranın açık kalma süresi 6 saat 16 dakika ve kalan şarjım %16. Bence bir akıllı telefon için gayet başarılı bir pil performansı. 
Genel olarak sizlere 8-9 aylık deneyimlerimden yola çıkarak Xperia Z2'yi artıları ve eksileri ile anlatmaya çalıştım. Bir diğer ifade ile sizlere Z2 kullanıcı deneyimi ve incelemesi yaptım diyebiliriz. Yazının eksikleri v.s olabilir yorumlarınız ile yön gösterirseniz memnun olurum. Benim Xperia Z2'ye puanım 10/8. Ve alacak olanlara da kesinlikle tavsiye ediyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

0 Ahmet Ümit'in Beyoğlu'nun En Güzel Abisi Romanında Mekânlar ve Romana Etkileri

beyoğlunun-en-güzel-abisinde-mekanlar
Ahmet Ümit'in Beyoğlu'nun En Güzel Abisi Adlı Romanında Mekânlar ve Romana Etkileri
 Polisiye roman türü her ne kadar edebiyatımızda eleştirmenler tarafından elle tutulur bir tür olarak kabul görmese de popüler kültürün önemli ürünlerinden birisi. (Polisiye türünün edebi değerden uzak olduğu görüşüne kesinlikle katılıyorum.) Beyoğlu'nun En Güzel Abisi Ahmet Ümit'in polisiye türünde kaleme aldığı çerezlik romanlar diyebileceğimiz romanlardan. Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'nde mekân ve mekânın romana etkilerini üniversitede bitirme ödevi olarak sunmuştum. Burada da paylaşmak istedim. 

Yazıya Ahmet Ümit hakkında Vikipedi'den alıntıladığım biyografik bilgiler ile başlayayım. Yazarı tanımadan eseri tanımak pek mümkün değil çünkü.

Ahmet Ümit Kimdir ?
Gaziantep'te yedi çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası kilim tüccarı, annesi terzi idi[1]. İlk öğreniminin ardından Gaziantep Atatürk Lisesi’ne devam etti. 14 yaşından itibaren sol görüşlü bir aktivist oldu.[2] Ülkücülerle aralarında çıkan bir kavgadan dolayı 24 arkadaşıyla birlikte Gaziantep dışına sürgün edildiği için liseyi Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde bitirdi[2].
1979’da Marmara Üniversitesi’nin Kamu Yönetimi bölümünde yükseköğrenimine başladı. Öğrencilik yıllarında tanışıp evlendiği Vildan Hanım ile evliliğinden Gül adında bir kızı oldu (1981)[3]. 1980 darbesinin ardından derneklerde sol görüşlü olarak çalıştı[3]. 1982’de düzenlenen “Anayasaya Hayır” kampanyasına katıldı. Duvarlara afiş yapıştırırken yakalanan arkadaşları için öykü şeklinde yazdığı rapor, takma adı olan "K. Yalçın" imzası ile önce Atılım Dergisi’nde sonra Prag’da 40 dilde yayın yapan Barış ve Sosyalizm Sorunları Dergisi’nde yer aldı. Yazarlığa adımını bu rapor/öykü ile attı.[4] 1983 yılında üniversite öğrenimini tamamladı.
1990 yılında bir grup edebiyat tutkunuyla birlikte Yine Hişt adlı kültür-sanat dergisini çıkardı. Şiir, öykü ve yazılarını Adam Sanat, Yine Hişt, Öküz ve Cumhuriyet Kitap dergileri ile Yeni Yüzyıl gazetesinde yayımladı.
1992 yılında yayınlanan ilk öykü kitabı Çıplak Ayaklıydı Gece, aynı yıl Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü'nü aldı. Bu kitap Ahmet Ümit'i yazın dünyamıza tanıtan ilk kitap olma özelliğini de taşır.
Arkadaşı tiyatro yönetmeni Ali Taygun’un teşvikiyle polisiye yazmaya ağırlık veren Ahmet Ümit, 1993 yılında ATV için çekilen "Çakalların İzinde" adlı polisiye dizinin öykülerinin ve senaryosunun yazılmasına katkıda bulundu. Ardından da 1995'te Ahmet Ümit, çeşitli gazete ve dergilerde Franz Kafka, Dostoyevski, Patricia Highsmith, Edgar Allan Poe ve polisiye roman yazarları üzerine inceleme ve tanıtım yazıları kaleme aldı.
"Bir Ses Böler Geceyi"(1994) adlı uzun hikâyesinin ardından "Masal Masal İçinde" (1995) yayımlandı. Annesinden dinlediği masalları düzenleyip yazdığı bu kitap çeşitli özel ilköğretim okulunda ve özel kolejlerde ders kitabı olarak okutuldu,[7] Korece’ye çevrildi[8] Kitaplarının tümünde var olan gerilim duygusu "Sis ve Gece"(1996) adlı polisiye romanında kendisini tümüyle dışa vurdu. "Sis ve Gece" Türkiye'de yankı uyandırdı, tartışmalara yol açtı. Yunanistan'da yayımlanarak yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye yapıtı unvanını kazandı.
"Sis ve Gece"'yi "Kar Kokusu" (1998) adlı romanı, "Agatha’nın Anahtarı" (1999) adlı polisiye öykü kitabı takip etti. 2000'den itibaren "Patasana"(2000), "Kukla" (2002), "Şeytan Ayrıntıda Gizlidir" (2002), "Beyoğlu Rapsodisi" (2003), "Aşk Köpekliktir" (2004), "Ninatta’nın Bileziği" (2006), "Kavim" (2006) adlı kitaplarını ardı ardına yayımladı. 2007’de "İnsan Ruhunun Haritası" adlı denemesi yayımlandı. 2008'da yayınlanan "Bab-ı Esrar"'da Şems-i Tebrizi cinayetini konu edindi. İstanbul hakkında çok detaylı bilgiler de içeren "İstanbul Hatırası" adlı polisiye romanı Haziran 2010'da okuyucularla buluştu. Yazarın "Başkomiser Nevzat, Çiçekçinin Ölümü" (2005) adlı bir de çizgi romanı vardır.

Evet Ahmet Ümit'in yaşamöyküsünü de öğrendimize göre çalışmamı size sunmanın vakti geldi diye düşünüyorum. Polisiye türünün ülkemizdeki en popüler yazarlarından olan Ümit'in Beyoğlu'nun En Güzel Abisi adlı romanın mekân İstanbul ve Tarlabaşı'ndan başka bir yer değil. Roman boyunca Tarlabaşı hemen hemen tek mekân olarak karşımıza çıkıyor. Sözü kısa keselim ve çalışmamda etraflıca incelediğim mekân-eşya-insan uyumunu sizlere sunayım. İyi okumalar, bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

0 En Uygun Fiyata Oyun Konsolu Nasıl Alınabilir ?

uygun-fiyata-oyun-konsolu-alma
En Uygun Fiyata Oyun Konsolu Satın Alma Rehberi

 Oyun konsollarının fazlası ile hayranı olduğu günümüz çağında iki büyük firmadan söz etmek mümkün. Bunlardan biri Sony ve Playstation iken bir diğer ve ilgi gören oyun konsolu ise Microsoft tarafından üretilen XBox serisi. Bu serinin son ürünü olan Xbox One'da popüler oyun canavarlarından birisi.

 Peki ama biz bu oyunu konsollarını en hesaplı ve kazançlı nasıl satın alabiliriz. Türkiye'de teknolojik ürünlerin yurtdışına göre vergiler ve kurdaki artışlara bağlı olarak bir hayli pahalı olduğunu göz önüne alacak olursak bu sorunun önemi bir hayli artıyor. İnternette bu ürünleri satan yerlerler ilgili fiyat araştırması yaptığınızda genelde benzer fiyatlar göze çarpıyor. Ben de oyunlara ve konsollara meraklı birisi olarak geçtiğimiz günlerde nette bir fiyat taraması yapmıştım. Bu taramam sırasında Kliksa dikkatimi çeken online satış mağazalarından birisi oldu. Pek çok alternatif ile fiyata ulaşmak mümkün gözüktü açıkçası. Girip bakmanızda yarar var. 

 Oyun konsolu almaya karar vermeden önce ve oyun konsolu fiyatlarına bakmadan önce sizin için kritik eşik ise hangi oyun konsolonu satın almak istediğinize karar vermeniz olacaktır. İşte bu kısım işin emin olun en zor kısmı. Microsoft tarafından üretilen  Xbox One konsol mu ? Yoksa Japon teknolojisi ve Sony kalitesi ile harmanlanan PS3 konsol mu ? Bu kararı vermek inanın işin en zor kısmı. Bu eşiği atladıktan sonra fiyat araştırması yapabilir ve size sözünü ettiğim Kliksa.com'u inceleyebilirsiniz. Özellikle yeni jenerasyon ve 90 kuşağının atari ile başlayan konsol serüveni bambaşka boyutlara tırmanacak ve rekabet sürecekmiş gibi gözüküyor. Eh ne diyelim en uygun fiyata en iyi oyun konsolunu satın alabilmeniz dileği ile.

0 Doğuş Otomotiv Trafik Hayattır!

Önemli olan ne kadar hızlı vardığınız değil, nasıl vardığınız...
Trafikte aşırı hız yapmayın! Çünkü Trafik Hayattır!



Aşırı hız son yıllarda kazaya sebep olan unsurların başında yer alıyor. Özellikle gençlerin yaptığı trafik kazalarının çoğu aşırı hız nedeniyle meydana geliyor. Doğuş Otomotiv’in kurumsal sorumluluk markası Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ı konusunu ana mesajları arasına alarak projelerini kurguluyor.
Dünya Sağlık Örgütünün raporuna göre trafik kazalarındaki ölümlerin yaş grubu analizinde diğer ölüm nedenleri arasında 15-29 yaş grubu birinci sırada yer alıyor.   Bu durum gençlere yönelik trafik güvenliği kampanyalarının acil olarak arttırılması gerektiğini gösteriyor. Trafik Hayattır platformu bu noktada çok önemli inisiyatifler alarak önemli projeler geliştirdi; 4 senedir devam eden Trafik Güvenliği Uzaktan Eğitimi projesinin üniversitelerde seçmeli ders okutulmasının yanı sıra, 2014 yılında radyolarda yer alan ‘aşırı hız’ radyo spotu da dikkat çeken bir diğer proje oldu. İki projede birçok önemli ödül aldı. Bu ödüllerden en çok gurur veren ise 2014 Birleşmiş Milletler Genel Kurultay’ın da iki projenin Avrupa’da trafik güvenliğiyle ilgili örnek uygulama seçilmesi oldu.


Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ ile  ilgili projelerine yenisini ekledi ve her birinde farklı trafik güvenliği mesajlarının verildiği bir animasyon serisi üretti. Aşırı hız konulu animasyonda her gün trafikte rastladığımız hatalar vurgulanıyor.  Çocuğunu almaya giden bir babanın trafikte kalmasını ve sonrasında hız yaparak girdiği emniyet şeridinde kaza yapmasını anlatan animasyondan hepimizin çıkaracağı dersler var.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

0 Trafik Kazası Sonrası Yapmanız Gerekenler ve Mobil Kaza Tutanağı

 Trafik kazası sonrası yapılması gerekenler neler ? Trafik kazası yaptım neler yapmalıyım gibi sorularınıza yanıt olabilecek tecrübeye dayalı yeni bir yazım ile daha sizlerleyim. Yaklaşık 1-1.5 ay kadar önce aracımla seyir halindeyken şoför tabirine pek de uymayan bir kör dayı tali yoldan ana yola sağına soluna bakmadan çıkıp aracıma sol taraftan vurdu ve kazaya sebep oldu. Kısacası bir trafik kazası geçirdim. Şükür ki kaza sadece maddi hasarlı bir kaza idi. 

 Peki trafik kazası sonrasında neler yapmalıydım ? Kaza tespit tutanağı, ehliyet, ruhsat bilgileri vs pek çok teferruat var işin. Ben de sizlere tüm bunları basit bir biçimde yapabilmeniz adına kaza geçirmemenizi de temenni ederek maddeler halinde sıralayacağım. Maddi hasarlı bir trafik kazası yaşadığınızda yapmanız gerekenler:

  • İlk olarak aracınızı kaza sonrası kontrol altına alın ve yangın ya da hasar ihtimaline karşı derhal aracı stop edin ve aracınızın güvenli bir yerde olduğundan emin olduktan sonra aracı terk edin.
  • Panik halinde olmayın ve sakin kalmaya çalışın. Diğer aracın sürücüsü ile haklı-haksız kavgasına girecek olursanız iş polise kalmadan sorunu aranızda halletmeye çalışın.
  • Polisi en son ihtimal olarak çağırın, artık kaza tespit tutanağı olduğu için polisler yaralı olmadıkça olay yerine gelmiyor, gelseler de bir ton laf söylüyorlar, bilginiz olsun.
  • Kazaya karıştığınız sürücü ile uzlaştıysanız ilk olarak araçları yerinden kıpırdatmadan kaza anının fotoğraflarını çekmeniz gerekiyor. Her iki aracında plakaları görünecek şekilde dört bir yandan bol bol fotoğraf çekin ki sigorta şirketine sunacak deliliniz olsun.
  • Ardından işi resmiyete dökmeniz gerekiyor. Diyelim ki karşı taraf hatasını kabul etti (benim karıştığım kazada olduğu gibi)  o zaman hemen karşı tarafın ehliyet, ruhsat ve poliçe bilgilerini de alarak kaza tespit tutanağınızı dolduruyorsunuz ve karşı tarafında sizinde beyanlarınız, olay yerinin canlandırılması ve çizimi yapılıp poliçe, ruhsat ve kimlik bilgileri giriliyor kağıda, ardından imzalar atılıyor ve olay bitiyor. Tabi tüm bu işlemler elle yapıldığından hem trafik aksıyor hem de siz zaman kaybı yaşıyorsunuz. Peki çaresi ne bu işin ?

Mobil Kaza Tespit Tutanağı Nedir ? Nasıl Kullanılır ? 
  • Evvela bu uygulamanın işinize yaraması için bir akıllı telefonunuzun olması gerekmekte. iOS yahut Android işletim sistemine sahip cihazlarınız için uygulamayı indirip kullanabilirsiniz. 
  • iOS için >>>> https://itunes.apple.com/tr/app/mobil-kaza-tutanag/id918129507?mt=8
  • Android için >>>> https://play.google.com/store/apps/details?id=org.sbm.ktt&hl=tr
  • Telefonunuzda kurulu olan bu uygulamayı kaza yaşadıktan sonra açıp hem kendinizin hem de karşı tarafın poliçe, kimlik, ehliyet, ruhsat bilgilerinin fotoğraflarını çekebilir ve tek tek elle yazmak kalem kağıtla zaman kaybetmek derdinden kurtulabilirsiniz.
  • Bunun yanı sıra Mobil Kaza Tespit Tutanağı ile olay anının canlandırmasını yapabilir, ses kaydı ile olayı anlatabilir, karşı tarafın ve sizin beyanınızı ekleyerek telefonunuzun ekranından imza dahi atabilirsiniz. 
  • SBM tarafından hazırlanan uygulama bence oldukça yenilikçi ve başarılı bir uygulama kendim kaza anında bizzat denedim hem sigorta şirketlerinin mutabık kalması ve eksper sürecinin hızlandırılması açısından iyi hem de zaman kazandıran bir uygulama. 
  • Gerekli bilgileri tamamlayıp dosyanızı gönderdiğiniz takdirde sigorta şirketleri kaza anında kusur oranlarını belirliyor, siz de memnun kalmaz iseniz itiraz edebiliyorsunuz. 
  • Fakat işin resmi kısmı da olsun derseniz mutlaka kağıdı da doldurun derim.
  • Kaza tespit tutanağının en dezavantajlı yanı ise maalesef bu uygulamadan tamircilerin bihaber olması ve ille de dosya kağıt evrak ıvır zıvır istemeleri çıkalı 2-3 olduğundan olsa gerek ben tamir için götürdüğüm yerde durumdan haberleri yoktu, benim sayemde öğrendiler. 
 Genel olarak sizlere trafik kazasından sonra yapmanız gerekenleri özetlemeye çalıştım ve büyük bir kolaylık olduğunu düşündüğüm mobil kaza tespit tutanağından söz ettim. Tüm bu işlemlerden sonra aracınızı istediğiniz yerde istediğiniz biçimde tamir ettirebilirsiniz. Tek yapmanız gereken evraklarınız ile gerekli başvuruları yapmak olacaktır. Hepinize kazasız, belasız sürüşler, iyi günler dilerim. Aşağıda mobil kaza tespit tutanağını nasıl kullanacağınızı detaylı biçimde anlatan bir PDF sunusu var onu incelerseniz faydası olacaktır.


0 Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar “Biz Mektup Yazardık” Sergisi’nde!

İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki “Biz Mektup Yazardık” Sergisi geçmişi günümüze taşıyor.

Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda  yatıyor


İşte mürekkep bu dizelerdeki gibi damlar Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kaleminden… Sanatçı, 64 yıllık hayatına sığdırdığı sanat tutkusunu, aşklarını, sevinçlerini, hüzünlerini, dostluklarını çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Anadolu’nun naifliğiyle yakın dostu Nâzım Hikmet’e yazdığı bu dizelerdeki gibi aktarır kâğıda ve tuvallere… Onun şiirlerindeki ve tablolarındaki narlar, dutlar, ayvalar kimi zaman sevdiği kadına duyduğu özlemi kimi zamansa amansız bir kara sevdayı anlatır. Babasından Batı Edebiyatı’nı, annesinden Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı öğrenen sanatçı Anadolu’nun toprak damlı evlerinden, İstanbul’un martılarından, köpüren denizinden, Âşık Veysel’in sazından dem vurur…

Bedri Rahmi Eyüboğlu iç dünyasını tuvallere ve şiirlere aktarırken sanat, edebiyat, siyaset ve iş dünyasının önemli isimleriyle gerçekleştirdiği, yaşadığı döneme ışık tutacak mektuplaşmaları da tarih yolculuğundaki yerlerini alıyor.  Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlayıp Paris’te süren eğitim hayatından, resim tutkusunun peşinden gittiği Anadolu’daki yurt gezilerine kadar sanatçının yaşamından birçok kesiti yansıtan mektuplar, “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile İş Sanat Kibele Galerisi’nde ilk kez gün yüzüne çıkıyor.
Sergi, hem sanatçının kaleme aldığı hem de kendisine gelen yüzlerce mektubun Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından uzun soluklu ve titiz bir çalışma ile kitaplaştırılmasına paralel olarak hayata geçiriliyor. Sanatçının gelini Hughette Eyüboğlu’nun hazırladığı, editörlüğünü Rûken Kızıler’in üstlendiği kitabın ve serginin tasarımı Emre Senan tarafından gerçekleştirildi.
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Avrupa’da öğrenci olduğu günlerden Akademi’de öğretmen olduğu günlere pek çok anıyı barındıran mektuplar, orijinal olarak sahiplerinin kendi ifadeleriyle ve kendi imzalarıyla ziyaretçilere ulaşıyor. Sadece ressam ve şair olarak değil mozaik, seramik, vitray ve yazma sanatçısı, heykeltıraş, öğretmen ve yazar kimlikleriyle de sanatımıza kalıcı eserler bırakan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun pek çok isimle sürdürdüğü yazışmaları aynı zamanda sanatçılar arasındaki kuvvetli bağı da gözler önüne seriyor. Her biri tarihi belge niteliğindeki mektuplar; sanatçıların o dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılara dair fikir verirken, yaşanan zorlu koşullara rağmen gerçekleştirdikleri idealleri ile tarihe not düşürebilmeyi başarmış bu insanların umutlarını yitirmediklerini de en iyi şekilde ortaya koyuyor.

Sanatçının Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Fikret Muallâ, Âşık Veysel, Adalet Cimcoz, Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, İbrahim Çallı, Andre Lhoté, Fahrünisa Zeid, Abidin Dino, Reşat Nuri Güntekin, Cemal Tollu, Nurullah Berk ve Arif Kaptan ile mektuplaşmalarının her biri ziyaretçilerde ayrı bir tat bırakmayı vaat ediyor. İş dünyasının önde gelen isimleri Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı’nın mektupları da Eyüboğlu arşivinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Serginin bölümlerinden biri de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşamını şekillendiren iki kadın, eşi ressam Eren Eyüboğlu ve büyük aşk yaşadığı, “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan ile mektuplaşmalarından oluşuyor. Eren Eyüboğlu, büyük aşk yaşadığı Karadut’u sonsuzluğa uğurladıktan sonra eşinin elini bırakmayarak o zor günleri atlatmasına ve resme odaklanmasına yardımcı olacak kadar güçlü iken, diğer taraftan Mari Gerekmezyan ise ölümünün ardından bile gözlerini yaşartacak kadar sevdalı olduğu bir isim.

64 yıllık yaşamına çok şey sığdıran Bedri Rahmi… 
İş Sanat Kibele Galerisi’nde çağdaşlarıyla yazışmalarının ilk kez gün yüzüne çıktığı “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile anılan sanatçının hayat hikâyesi Trabzon’da başlar. Takvimler 1911 yılını gösterdiğinde Görele Kaymakamı Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım’ın ikinci çocuğu olarak hayata merhaba der. Asıl adı olan Ali Bedrettin, zaman içinde önce Bedir’e sonra Bedri’ye dönüşür.  Babasının görevi dolayısıyla yerleştikleri Trabzon’daki lise resim öğretmeni ünlü ressam Zeki Kocamemi tarafından keşfedilir. Sanatçı yine bu dönemde edebiyata da merak salar ve ilk şiirlerini yazmaya başlar.
1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı gibi Türk resminin mihenk taşlarının öğrencisi olma şansına erişir. Edebiyata olan ilgisinin üzerine düşer ve Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri alır. 1930’larda hayat onu bu kez Fransa’ya götürür. Dijon ve Lyon’da bir yandan çalışarak Fransızcasını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Gauguin, El Greco, Cezanne gibi beğendiği ressamların eserlerini kopya eder. Sanatçı, ileride hayatını birleştireceği Ernestine Letoni (Eren Eyüboğlu) ile de Fransa’da tanışır. 1940’lı yıllara gelindiğinde kalbine “kara saplı bir bıçak” gibi saplanan Mari Gerekmezyan girer. Asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapar, sanatçı bu büste duyduğu minneti Mari’nin çeşit çeşit portrelerini yaparak ve ona şiirler yazarak yanıtlar. Artık bütün İstanbul ve elbette Eren Eyüboğlu bu tutkulu aşktan haberdardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu 1975 yılındaki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı aşkla, resimle, edebiyatla, dostlarıyla, dönemin önde gelen kültür ve düşünce insanlarıyla bir arada geçirir.

Meraklıları için 5 Mayıs - 20 Haziran arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde ziyaret edilebilecek “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi, sanat ve kültür tarihimizde eşine az rastlanır bir iz bırakmayı vaat ediyor. Sergide orijinal el yazılı mektuplar ve sanatçının çizimleriyle süslediği desenli zarfların yanı sıra mektuplaşılan isimlerin Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılmış portreleri de yer alıyor. Serginin ziyaretçilerini güzel bir sürpriz de bekliyor. İsteyen katılımcılara, sanatçının desenleriyle hazırlanmış mektup ve zarflarla sevdiklerine yazma imkânı sunuluyor. Şimdi özlemle andığımız eski günlerdeki gibi mektup yazma zamanı!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

0 İsmail Gaspıralı Sudan Mektupları ve Eğitim Anlayışı

İsmail Gaspıralı'nın Sudan Mektupları Hikâyesinde Eğitim ile İlgili Fikirleri
İsmail Gaspıralı'nın Sudan Mektupları Hikâyesinde Eğitim ile İlgili Fikirleri

 İsmail Gaspıralı kimdir? Sudan Mektupları adlı hikâyesinin konusu nedir? Gaspıralı'nın hayatı, eserleri ve fikirlerini ile onun hikâyelerinden olan Sudan Mektupları'nından söz edeceğim yeni bir yazım ile daha sizlerleyim. Aslında bu yazının oluşma sebebi üniversitede ödev olarak Gaspıralı'nın bu sözünü ettiğim eserinin bana verilmiş olması. Hal böyle olunca da Gaspıralı hakkında fikir sahibi olmak bize düştü. Bende hem ödev olarak sunacağım makaleyi sizinle paylaşmak hem de Gaspıralı ve Sudan Mektupları hakkında internette arama yapacak arkadaşlara kaynaklık etmesi açısından bu yazıyı oluşturmaya karar verdim ki nette pek fazla bilgi ve içeriğe ne yazık ki ulaşmak pek mümkün görünmüyor.

 Öncelikle İsmail Gaspıralı kimdir bu soruyu yanıtlayalım istedim:
Gaspıralı, orduda subay bir babanın oğlu olarak 1851 yılında Avcıköy'de doğar. Ailece 1854'te Bahçesaray'a yerleşirler. On yaşına kadar ilkokula devam eden küçük İsmail'i Akmescit jimnazına gönderirler. Bu jimnazda iki yıl kalır. Sonra Varonej askerî okuluna devam eder. Oradan da Moskova askerî lisesinin öğrencisi olur. Bu lisede dindaşı Mustafa Mirza ile tanışır. O sırada Osmanlı Devleti sınırları içindeki Girit'te isyan vardır. Okuduğu lisede huzuru yoktur. Türklere karşı Kuşçuluk ve islâvcılık düşmanlığı körükleniyordu. Bu fanatik hava içinde tatilini okulda geçirmek yerine Türk kardeşlerine yardım için Odesa yolu ile İstanbul'a gitmeğe karar verir. Pasaportu olmadığından yakalanır. Artık liseye dönemez. Zincirli medresesine Rusça hocası olur. Bu sırada fikrî faaliyetini geliştirir. Şostov ailesinin kütüphanesinde mevcut Rus edebiyatı ile siyasî ceryanlara dair kitaplar okur. Ekonomi ve sosyal problemleri inceler. Rusya'da tatbik edilen garpçılık ceryanı ile halka doğru gitme yolundaki çalışmaları öğrenir. 1869'da Yalta'daki Dereköy okuluna öğretmen olur. 1871'de Türkiye'ye giderek subay olmak ister. Bu teşebbüsü gerçekleşmez. Paris'e gider. İki yıl kalır. Fransa'da kültür ve pedagoji yayınlarını takip, eder. 1874'te İstanbul'a döner. Yazarlık hayatına başlar. 1875'te Kırım'a döner. 1878'de Bahçesaray Belediye başkanı olur. 1882'de Usul-i Cedid mektebini açar. Kazan'a, Türkistan'a, Kafkasya'ya, Hindistan'a, Çin'e, Mısır'a seyahatler yapar. Nihayet 11 Eylül 1914'te hayata veda eder.
 Hakkında pek çok makale yazılmış Rusya'daki Türklerin eğitimi ve hakları konusunda büyük mücadeleler vermiş bir fikir adamı olan Gaspıralı ve Sudan Mektupları adlı eserinden söz etmek gerekirse yazar bu eserini Tercüman Gazetesi'nde 7 Ocak 1896 tarihinde kaleme alır fakat eser "Ahiri İlerde denilerek yarım kalmıştır. Tercüman Gazetesi'nin diğer sayılarında esere rastlanmamış olsa da yazarın bir başka hikâyesi olan "Kadınlar Ülkesi" bu hikâyenin devamı olarak kabul edilmektedir. Sudan Mektupları  Molla Abbas Efendi'nin Margarita isimli tüccar bir Fransız kızı ile olan münasebeti neticesinde başlar ve olay akışı Molla Abbas'ın Fransız ajanlarının Sudan'a gidişine yardım etmesi şeklinde devam eder. Gaspıralı eserde sık sık aşağıda sizlere sunacağım makalemde de göreceğiniz üzere eğitim unsurlarına başvurur ve Garp-Şark mukayesesi yapar. Hikâye dikkatli okunursa İslam medeniyet ve eğitim sisteminin geri kalmışlığına yapılan eleştiriler ve Batı'nın eğitimsel ve düşünsel anlamda üstünlüğünü kabul ediş görülecektir.

"Hünersizlik yakışmaz bizim millete 
Bin kılıçka bir kalem dâima galiptir"

 Diyen Gaspıralı toplumların ancak eğitim-öğretim yolu ile gelişeceğini ve Batı'nın bunu bu şekilde başardığını ifade eder. Kadının toplumsal hayattaki rolüne de büyük önem veren Gaspıralı İslam medeniyetlerinde kadının yalnızca çocuk doğuran bir unsur olmasını tenkit eder. Gaspıralı için Rizaettin Fahrettin “Türk dilinin birinci ıslahçısı Ali Şir Nevâi ise, ikincisi de İsmail Bey’dir.” sözünü kullanmaktadır.

"Doğmuşum Avcıköy'de  1851'de
Mekânımdır Bahçesaray mezarım kim bilir nerde"

 Diyen Türk âlimi Gaspıralı 1914'ün Eylül'ün de hayata gözlerini yumsa da bugün fikirleri hala canlılığını ve kalıcığını korumaktadır. Unesco tarafından 2014 yılı İsmail Gaspıralı yılı ilan edilmiştir. Sudan Mektupları'nda Gaspıralı'nın eğitim konusundaki fikirlerini ele aldığım makalemi yazımın hemen sonunda bulabilirsiniz. Dilde, fikirde işte birlik yaşadığımız güzel günler görmek dileği ile...

İSMAİL GASPIRALI'NIN SUDAN MEKTUPLARI ADLI HİKÂYESİNDE EĞİTİM İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER 

0 Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!


Soma İçin Bir Olduk:  Hepsi bizim yakınımızdı ki…
Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.


Ertesi gün çocukların hiçbiri okula gelmedi...
13 Mayıs 2014, Çarşamba… Kömür madenleriyle bilinen Soma kasabasında meydana gelen elim facianın ertesi günü… Soma’da görev yapan öğretmenler “o gün bizim için çok zor başladı, çocuklarımızın hiçbiri okula gelmedi” diye anlatıyor. Öğretmen Emel Abadan “Öğretmenler odasında sürekli haberleri izliyorduk ve herkes ağlıyordu” diyor. Öğretmen Mustafa Sabur: “Çocuklar okula döndüğünde onlara ne söylerim diye içi içimi yiyordu. Derken bir gün Bilim Kahramanları Derneği’nden geldiler ve etkilenen çocuklar için bir projeleri olduğunu söylediler.”

Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.

Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Yukarı Çık

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Yapılacaklar

#Kitap Oku!
#Araştır!
#Sorgula!
#Düşün!
#Güzel Filmler İzle!
#Şiir Oku!
#Sokağa Çık Dolaş!
#Günlük Tut!
#Sevdiklerine Vakit Ayır!