0 Türk Edebiyatında İşçilerimiz-Onur Savkal

türk-edebiyatında-işçiler
Türk Edebiyatında İşçilerimiz
Mehmet
Hazineler içindesin
Bu toprağın altında ne var ne yok
Kömür bakır altın demir
Hepsi senin, hepsi senindir
Çıkar çıkarabildiğin kadar
Ne çıkarırsan
Hepsi benimdir.
Melih Cevdet Anday

 Yazıma Melih Cevdet Anday’ın ‘Hazineler İçindesin’ şiiri ile başlamak istedim. Sermaye sahiplerinin işçilerimize bakış açısını ne güzel anlatmış. Bu toprakların altındakiler de üstündekiler de insanımızın aslında. Gözü aç ve de asla doymayacak olan insanlar işçilerimizi bu hazinelere ulaşmak için sadece bir araç olarak görmektedirler. İşçilerimizin onlar için hayvandan farkı yok. Yeter ki çıkarsınlar ve daha çok çıkarsınlar o toprağın altındaki madenleri. Melih Cevdet’in dediği gibi o madenler yerin altındayken hepimizin ama çıkarıldıktan sonra hep o gözü doymayanların.

 Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı içerisinde bazı şairler ve yazarlar işçilere çok sık değinmişlerdir. Bu sanatçıların işçilere ilgi duyması kimi zaman ideolojik kimi zaman da kendilerinin de o işçi sınıfından geliyor olmalarıdır. Her iki sonuçta da o ezilmiş sınıfın yanında duran ve onların sorunlarına dikkat çeken onurlu sanatçılar olmayı tercih etmişlerdir. Türk edebiyatının önceki devirlerinde bazı sanatçılar muktedirleri öven şiirler yazmışlar ve el üstünde tutulmuşlardır. Bazıları ise hiciv türünde şiirler kaleme almışlar ve bu tercihleri hayatlarına mal olmuştur. İki farklı sanatçı tipi ve ikisi de tercih meselesi. Cumhuriyet döneminde de benzeri bir durum söz konusudur. Özellikle Milli Mücadele sonrası ülkenin içinde bulunduğu zor durumu da göz önünde bulundurursak işçilerimizin ne zorluklar çektiğini daha iyi anlayabiliriz. Ülkemizde kabul edelim ya da etmeyelim cumhuriyetin ilanından beri büyük bir işçi sınıfı mevcut. Ülkenin ekonomisi ve şu anda işleyen düzen belirli bir ölçüde onlara bağlıdır. Bu denli önemli bir halkayı oluşturan işçilerimize, niçin değer verilmediğini anlamak ise güç bir durum.

 Nazım Hikmet şiirlerinde özellikle işçiler üzerinde durmuştur. Nazım Hikmet’in bu tutumunun ideolojik olduğu ise edebiyatımızın hala tartışılan bir noktasıdır. Neticesi itibariyle Nazım Hikmet bu konuda öncü bir isim olmuştur. Nazım Hikmet ile aynı cezaevini paylaşan Orhan Kemal ise bu noktada önemli bir yere sahiptir. Orhan Kemal aynı zamanda işçilerin dünyasından gelen bir yazardır. Onun bu durumu eserlerinde işlediği işçi sınıfı temasını havada bırakmamaktır. Romanlarındaki işçi kahramanların çoğunu bizzat kendisi tanımıştır. Babasının Suriye sürgününden sonra genç bir delikanlı olarak tekrar Adana’ya dönmüş ve amiyane tabirle ne iş olsa yapmıştır. Pamuk tarlalarında, fabrikalarında çalışmış ve ambar memurluğu yapmıştır. Bu yaşantısı onun romanları için büyük bir alt yapı oluşturmuştur. Biz toplum olarak sanatçılarımızı tanımıyoruz. Tarihimizi ve edebiyatımızı ne yazık ki televizyon dizilerinden öğreniyoruz. Orhan Kemal’in önemli bir eseri olan Hanımın Çiftliği, dizi sayesinde tanınmıştır. Hanımın Çiftliği’nde gördüğümüz üzere işçi ve işçi sorunları Orhan Kemal’de önemli bir tutar. Bereketli Topraklar Üzerinde adlı eseri de bu konuda önemli bir başyapıttır. Kendisi de sürekli maddi sıkıntılar çekmiş ve evinin kirasını dahi ödeyememiş birisidir. Fildişi kulelerine çekilip işçilerden dem vuranları okumaktansa gerçekten o dünyanın içinden gelen Orhan Kemal’i okumak bu noktada daha doğrudur. Orhan Kemal ömrünü bu davaya adamış bir isimdir ve bedelini de hapishaneler de ödemiştir.

türk-edebiyatında-işçi

 En son Bulgaristan’da bir hastanede kalp krizi sonuç hayatını kaybetmiştir. Cenazesi Bulgaristan’dan bir cenaze aracı ile Kapıkule’ye kadar gelmiştir. Çetin Altan cenazeyi teslim almak için cenaze aracı bulamamıştır çünkü hiç kimse ‘mimli’ bir adam olan Orhan Kemal’e cenaze aracı vermek istememiştir. Cenaze Babaeski dolaylarına geldiğinde yıllarca onlar için mücadele verdiği işçiler cenaze aracını karşılar ve şöyle bir pankart açarlar. ‘Biz işçiler hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz.’ Sanırım bu pankart Orhan Kemal için her şeye bedeldir.

 Günümüz işverenleri bence Orhan Kemal gibi sanatçıların eserlerini okumalı. Onların vicdanına tesir edebilecek en güçlü şey bu romanlardır. Cezai yaptırımların o insanlara tesir edebileceğini sanmıyorum artık. En son Ermenek ilçesinde on sekiz işçimiz madende günlerdir mahsur. O maden işletmesine dokuz bin Türk lirası ceza kesilmiş. O vicdanlara dokuz bin liralık cezanın tesiri olur mu bilmem ama dokuz liralık bir Orhan Kemal kitabının daha fazla tesir edeceği kanaatindeyim.

 Soma maden faciası kaybettiğimiz 301 can ve en son Ermenek 18 işçimiz için umutlar tükenmek üzere. İşçilerimizin sorunlarının gündeme gelmesi için bu tür faciaların olması mı gerekiyor. O insanların sorunlarını yıllar öncesinden bu onurlu sanatçılar kaleme almış açıp okumasını bilen vicdanlı yüreklere tabii. Melih Cevdet’in şiirine değindik en başta. Onun gibi ‘küçük insan’ ı ele alan Orhan Veli, Oktay Rifat’ ı da unutmamalıyız. Halkçı olan bu şairlerimiz sanattan önce insanı ve halkı temel almışlardır. Küçük insanı ele alan başka bir yazarımız ise Sait Faik Abasıyanık’tır. Sait Faik’in o içten hikâyelerinde ezilen insanı genellikle görürüz. Çok gündemde olmasa da Tarık Dursun K. Denizin Kanı romanında 1940’lardaki sünger avcılarının hazin hayatlarına dikkat çekmesi, deniz işçileri açısından önemlidir. Bunlar edebiyatımızdaki örneklerin bazıları sadece.

 İşçilerimiz koca yürekli onurlu adamlar. Onlardan çok şey öğrendik biz. "İnsanlık öldü artık, babana bile güvenmeyeceksin, önce can sonra canan, nerde o eski insanlar " gibi beylik laflarla kendimizi kandırmışız. Kendileri öldüler ama insanlığın ölmediğini gözümüze soktular, kendilerinden önce hamile eşi olan arkadaşının hayatını düşündüler, can telaşında bile devletin sedyesi kirlenmesin diye düşündüler, son nefeslerini 'oğlum hakkını helal et' yazarak verdiler, emekli olmalarına rağmen kızlarının çeyiz parası için yerin altına indiler. Yazacak daha nice şey var onlar için. O güzel adamlar öldüler belki ama bu topluma birçok ibretlik hikâye bıraktılar. Çoğu için 'kara madenciler' öyle aydınlık ve güzel adamlarsınız ki ruhunuz şâd olsun.

Onur Savkal

0 20. Yüzyılın En Önemli Sanatçılarından Marcel Broodthaers'ın Sergisi Akbank Sanat'ta!

Belçikalı şair, heykeltraş, film yapımcısı ve sanatçı Marcel Broodthaers’ın işlerinin sergilendiği  Sözcükler, Nesneler, Kavramlar sergisi Akbank Sanat’ta açıldı.
20.yüzyılın en önemli sanatçılarından olan Broodthaers, 40 yaşına kadar sadece şiir ile ilgilenmiştir, satmayan  Pense-Bête şiir kitabının 50 kopyasını alçıyla kaplayarak okunamaz hale getirmiş ve kitabıyla aynı adı taşıyan Pense-Bête (Anımsatıcı) başlıklı ilk sanatsal eserini üretmiştir. Aynı sene, 1964’te; ilk sergisinin kataloğuna şöyle yazmıştır:  “Ben de bir şeyler satıp hayatta başarılı olamaz mıyım, diye düşündüm. Ne vakittir işe yarar, beş para eder bir tek şey yapmamıştım. 40 yaşına gelmiştim ... Ve nihayet aklıma, sahte, samimiyetten uzak bir şey icat etme fikri geldi; hemen işe koyuldum. Üç ay sonra, ortaya çıkan ürünü Galerie St Laurent’in sahibi Philippe Edouard Toussaint’e gösterdim. “İyi de, bu sanat” dedi Toussaint, “ve onu seve seve sergilerim”. “Anlaştık” dedim. Satılan bir eser olursa, Toussaint paranın %30’unu alacaktı. Öyle anlaşılıyor ki bu, standart anlaşma şartlarından biri; %75 alan galeriler bile var. Peki eser nedir, diye sorarsanız: Aslına bakılırsa, nesneler.” 

Marcel Broodthaers’ın  ilk sanat objesi Pense-Bête (Anımsatıcı)’i Akbank Sanat’ta görmeniz mümkün. Kavramsal sanatın en önemli isimlerinden olan Broodthaers, eserlerinde; yazılı dil kullanımı ve kelime oyunlarına sıklıkla yer vermiştir. Belçikalı sanatçı René Magritte ve Fransız şair Stéphane Mallarmé etkisi eserlerinde açıkça hissedilmektedir.
Belçika’nın popüler bir yemeği olan midyeler, yumurta kabukları, süt şişeleri gibi gündelik objelere yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. 289 yumurtadan oluşan 289 Oeufs, 20x13=260, 2x14=28, +1=1, = 289 Oeufs.
sanat-sergisi-bumerang

Müze, eser, sanatçı ve seyircisi arasındaki ilişkiyi irdeleyen birçok eser vermiş ve bu ilişkiyi derinlemesine sorgulamıştır. 1968 senesinde Brüksel’de kendi evinde, kavramsal bir müze olan Musée d'Art Moderne, Départment des Aigles (Modern Sanat Müzesi, Kartallar Bölümü)’i kurmuş, davetiyeler bastırıp açılış yapmıştır. Eser röprodüksiyonları, eser kutuları, kartpostallar, duvar yazılarının sergilendiği müzeye; 1968-1971 arasında farklı mekanlarda farklı bölümler de eklemiştir. Müzenin herhangi bir koleksiyonu yoktur, belirli bir lokasyonu yoktur.Eserleri, MOMA_New York, TATE Modern_Londra, Stedelijk Van Abbemuseum_ Eindhoven, Centre Pompidou _  Paris and MACBA_Barselona koleksiyonlarında yer almaktadır.
Sergi hakkında daha detaylı bilgi almak için www.akbanksanat.com sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

0 Aşıkların Kültürümüzdeki Önemi ve Neşet Ertaş-Onur Savkal

neşet-ertaş-ve-aşık-klütürü
Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş
     Aşıklık, Türk toplumunun çok eski çağlardan bu yana geliştirmiş olduğu bir gelenektir. İslamiyet öncesinde
Türk toplumunda irticalen şiir söyleyen kimselere ozan denirdi ve bu kimseler şiirlerini kopuz adı verilen milli çalgımız eşliğinde icra ederlerdi.

     Ozanlar kültürümüzün kuşaktan kuşağa aktarılmasında büyük rol oynamış önemli kişilerdir. Söyledikleri şiirlerin muhtevası Türk toplumunun yaşam tarzını da büyük ölçüde yansıtır. Amiyane tabirle dönemin zihniyeti bu hazinelerde aşikardır.Ozanlar ve şiirleri Türk edebiyatının sözlü dönemini oluştururlar. Türk edebiyatının bu dönemi günümüze kadar gelişen edebiyatımızın ilk adımıdır ve ozanlar bu ilk adımı atmışlardır. Şiirlerinin konusunu aşk, doğa, savaş, sosyal hayat gibi unsurlar oluşturur ve bu konular toplumu yansıtır.

    16.yüzyıldan sonra ozanların yerini aşıklar; kopuzun yerini ise saz almıştır. Aşıklık geleneği bu derece köklüdür.16 yüzyıldan günümüze kadar geçen sürede bu topraklar nice aşıklar yetiştirmiştir ki biz Türk dili ve edebiyatı eğitimi alan öğrenciler dahi isimlerini çok zor sıralar. Sadece yüzyılları temsil eden aşıkları incelemekteyiz. Bu aşıkların şiirlerine baktığımızda Anadolu insanının hayat tarzını büyük ölçüde görürüz. İnsanımızın yemek tarzını, giyim tarzını, düğünlerini, eğlencelerini, ölümlerini, aşklarını, kara sevdalarını çok saf bir dille anlatan aşıklara çok şey borçluyuz aslında.Geçmişe dair kültürel bir araştırmada, başvurulacak ilk kaynaklar arasında aşıkların eserleri gelmeli bence.

     Son dönemde bu geleneğin çok önemli bir ustası da göçüp gitti bu yalan dünyadan.O büyük usta bozkırın güneşi, tezenesi Neşet Ertaş...Neşet Ertaş Anadolu insanının saflığının en büyük göstergesidir.Öyle bir yetenektir ki ilkokula gittiği yıllarda önce keman çalmayı sonrada saz çalmayı ustalıkla öğrenmiştir.Öğretmenlik hayatımda aşıklık konusunda örnek vereceğim insanların başında gelecektir Neşet Ertaş. O büyük ustanın da değeri ölünce anlaşıldı ne yazık ki diğer büyük insanlar gibi.Devlet sanatçısı unvanını ve maddi gelirini elinin tersiyle iterek, ben halkın sanatçısıyım diyecek kadar gönlü zengin bir insandır tam anlamıyla.Son günlerini İzmir'de geçiren bu büyük ustayı keşke ziyaret etseydim diyorum şimdi ama nafile. O artık türküleriyle yaşayacak içimizde. Aşık Veysel'in dediği gibi ''Türküz türkü çağırırız.'' felsefesiyle hareket ederek arkasında nice eser bırakmıştır.

     Bundan sonra Neşet Ertaş için yapılacak tek şey onun kültürümüze bıraktığı mirasa sahip çıkmaktır.Bunu hocalarımız, biz edebiyat öğretmeni adayları ve kültürüne bağlı tüm insanlar yapmalı. Bu yalan dünyada yüzü gülmeyen usta, ebedi alemde yüzün gülsün, ruhun şad olsun..

0 Meddahlık Nedir? Son Meddahlar İsmail Dümbüllü ve Münir Özkul

meddahlık-ismail-dümbüllü-münir-özkul
Münir Özkul İsmail Dümbüllü'den Meddah kavuğunu teslim alırken
Anadolu Türk halk geleneğinin en eğlenceli görsel ve işitsel sanatlarından Meddahlık nedir? Nasıl Meddah olunur ve Türk halk geleneğindeki önemli meddahlar kimlerdir gibi sorulara yanıt bulabileceğiniz mini bir edebiyat derlemesi ile karşınızdayım. Meddahlık yani orta oyunu hakkında internete ve kitaplarda sayfalarca bilgi bulabilmek mümkün. Geleneksel Türk tiyatrosunun en güzel örneği olan orta oyunu hakkında detaylı blgiyi Nurettin Albayrak'ın aşağıdaki yazısından edinebilirsiniz.

ORTA OYUNU-MEDDAHLIK
Sahne, perde ve dekor kullanılmadan halkın arasında oynanan çok aktörlü, çalgılı, geleneksel Türk tiyatrosu.

Kol oyunu, meydan oyunu, meydân-ı sühan, zuhûrî, zuhûrî kolu olarak da adlandırılan bu oyunun ne zaman ortaya çıktığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Râşid Mehmed Efendi’nin

tarihinde, II. Mustafa’nın tahttan indirilmesi (1703) ve III. Ahmed’in tahta geçmesi esnasında meydana gelen olayları konu edinen "Yazıcı" adlı bir oyundan söz edilmesi göz önünde bulundurularak orta oyununun XVIII. yüzyılın başlarında varlığı düşünülebilir. Ancak "Yazıcı" adında bir de Karagöz oyununun olduğunu belirtmek gerekir. Orta oyunundan ilk defa, Sâliha Sultan’ın 1834’te yapılan düğünü için kaleme alınan Lebîb’in Sûrnâme’sinde, "Cümle etrâf-nişîn-i meydan / Oldu orta oyunundan handan" mısralarında söz edilmiştir. Ayrıca II. Mahmud’un oğulları Abdülmecid ile Abdülaziz’in sünnet düğünü için yapılan şenliği (1836) anlatan Hızır’ın Sûrnâme’sinde yer alan, "Orta oyun çeşme oyunla diğer bâzîçeler / Eylediler cümle etfâli serâser dil-resâ" mısralarından hareketle bu oyunun XIX. yüzyılın ilk yarısında bilindiği ve aynı yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaygınlık kazandığı söylenebilir.

Orta oyunu çeşitli öğelerden oluşur. Bunların başında "temsil" adı verilen ve doğaçlama oynanan dramatik oyun gelir. Bu oyunlarda Türk toplumundaki çeşitli tipler konuşma ve tavırlarıyla taklit edilir. Oyunun ikinci öğesi mûsikidir. Orta oyununun son biçimine göre zurna ve çifte nağra gibi nefesli ve vurmalı sazlarla söylenen şarkı ve türküler oyuna eşlik eder. Üçüncü öğe rakstır ve çengi, köçek, curcunabazlar oyunun başlıca rakkaslarıdır. Çengi kadın raksçı, köçekler ise kadınları taklit eden genç erkek dansçılardır. Curcunabazlar kaba ve gülünç giyimli, diğer rakkaslarla oyun meydanına çıkıp onları beceriksizce taklit ederek halkı güldüren tiplerdir. Orta oyununda muhâvere de önemli bir yere sahiptir. Muhâverede konuşanlardan biri, karşısındakini konuşturmak için ona "anahtar" ya da "dişi söz" denilen bir kelime veya bir cümleyle ipucu verir; o da bu ipucundan yararlanarak "erkek söz" denen güldürücü bir karşılıkla muhâvereyi başlatmış olur. Orta oyununun diğer bir öğesi taklittir. Burada taklitçilerin ilham kaynağı Osmanlı toplumu içinde yaşayan Arap, Arnavut, Ermeni, Gürcü, Kürt, Laz, Rum ve yahudilerdir. Bu tipler sonradan orta oyununun "taklit" diye adlandırılan başlıca kişileri olmuştur.

Oyun bir meydanda etrafı seyircilerle çevrili yuvarlak bir alanda oynanır. Oyuncuların giysilerinin bulunduğu çadıra veya perdeyle kapatılmış yere "sandık odası" (pusat odası) adı verilir. "Kapı" oyuncuların oyun alanına girdikleri yerdir. Zurna ve çifte nağra çalanların da belli bir yeri vardır. Pîşekâr aracılığıyla gözlemecilik, kunduracılık, fotoğrafçılık gibi işler yapan Kavuklu’nun iş yeri "dükkân" diye adlandırılan küçük bir paravanadır. Orta oyununun oynandığı yere ise "meydan" denir. Oyun alanında ayrıca "yeni dünya" adı verilen, 1,5 m. yüksekliğinde iki veya daha fazla kanatlı, kafesli bir paravana yer alır. Burası daha çok ev veya hamam kabul edilir. Erkek seyircilerin bulunduğu bölüme "mevki", kadın seyircilerin bulunduğu bölüme "kafes" denir.
İsmail Dümbüllü Kanlı Nigar temsili ekibi ve Münir Özkul

Orta oyununun iki önemli kahramanı Pîşekâr ile Kavuklu’dur. Pîşekâr hem oyuncu hem sahneye koyucu, hem yazar gibi davranır. Kavuklu ise oyunun baş komiğidir. Pîşekâr Karagöz’deki Hacivat’a, Kavuklu Karagöz’e benzer. Türk ya da hırbo, Kayserili, Eğinli, Laz, Rumelili veya muhacir, Kürt, Arnavut, Acem, Arap, Cûd (yahudi), Balama (Rum, Frenk), kekeme, kambur, hımhım, kötürüm, deli, esrarkeş, sağır, abdal ya da denyo, büyücü, câzu, zenneler ve cinler orta oyununda yer alan tiplerdir. Bunlar kılıkları, davranışları ve konuşmalarıyla hemen tanınır; daha meydana girerken çalınan müzikle belli olurlar. Her birinin belli durumlar karşısında belli davranışları vardır; kendi çevrelerine göre genelleştirilmiş varlıklardır, somut değil soyut kişilerdir.

Bir orta oyunu giriş, muhâvere, fasıl ve bitiş bölümlerinden oluşur. Giriş bölümünde zurna Pîşekâr havası çalınca Pîşekâr elinde "pastal" adı verilen şakşakla ağır ağır meydana gelir, seyircilere selâm verir, zurnacıyla ve seyircilerle konuşarak oyunu açar. Muhâvere bölümü "arazbar" ve "tekerleme" olarak iki kısımdır. Zurna Kavuklu havası çalmaya başlayınca meydana Kavuklu ve "Kavuklu arkası" diye adlandırılan cüce, kambur veya denyo gelir. Kavuklu ile cüce, kambur veya denyo birbiriyle çekişerek konuşur. Ardından Kavuklu ile Pîşekâr’ın tanışmalarını sağlayacak konuşma başlar. Arazbar denilen bu konuşmadan sonra Kavuklu bir tekerleme söyler, böylece Kavuklu ile Pîşekâr’ın muhâveresiyle orta oyununun "fasıl" diye adlandırılan en önemli bölümüne geçilir. Burada seyircinin ilgisini çekecek bir oyun temsil edilir ve adını temsil edilen olaydan alır: "Büyücü, Eskici, Abdi, Ferhat ile Şirin, Gözlemeci, Hamam" gibi. Fasıl bölümünde oyuna çelebi, zenne, Acem, Arap, Rumelili, Kayserili, Laz, Kürt, Arnavut, Cûd, Ermeni, Frenk, Tatar, zeybek, tiryaki, Çerkez gibi kişiler katılır. Bu bölümde işsiz olan Kavuklu’ya Pîşekâr bir iş bulur. Kavuklu dükkânını açınca diğer tipler onunla ilişki kurar; çevredeki zenneler işin içine girer ve olay bu şekilde gelişir. Bitiş bölümünde Pîşekâr farkına varmadan işledikleri kusurlardan dolayı seyirciden özür diler, gelecek oyunun adını ve yerini bildirir; seyircileri selâmlayıp diğer oyuncularla

meydandan çıkınca zurna "Ey gaziler" ya da "İzmir marşı" gibi havalar çalar, böylece oyun sona erer. Orta oyunu dağarcığındaki oyun sayısı hakkında henüz kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Lebîb’in Sûrnâme’sinde yedi oyunun adı verilmiştir. Cevdet Kudret konuyla ilgili araştırmacıların verdiği oyun isimlerinden hareketle seksen üç oyun tesbit etmiştir.

Bir tulûat oyunu olan orta oyununun yazılı metni yoktur; ustadan çırağa intikal ederek gelen konular tekrarlanır. Başta yönetici durumundaki Pîşekâr olmak üzere oyuncuların zihninde oyunun "kanava"sı (taslağı) mevcuttur. Oyuncular sözlerini irticâlen söylediklerinden orta oyununda basit olaylar zincirine karşılık söz büyük bir önem taşır. Bundan hareketle orta oyununun eylem üzerine değil söyleşme üzerine kurulduğu, yani bir söz meydanı olduğu ileri sürülebilir. Söyleşmelerde oyuncu ile seyirci karşı karşıya bulunduğundan açık saçık ifadelere yer verilmez. Bu özellikleriyle orta oyunu tiyatronun "göstermeci / yanıltmasız" üslûbuna ve "açık eser" türüne uygun düşmektedir. Halkın arasında oynanan bu oyundaki her şey seyircinin gözleri önünde cereyan eder. Rolleri biten oyuncular meydandan uzaklaşmayıp seyircinin arasında bir yana çekilerek durduğundan oyuncu ile seyirci iç içedir.

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Tanzimat aydınları Batı tiyatrosuna büyük ilgi gösterdiğinden geleneksel Türk tiyatrosu ve özellikle orta oyunu tiyatrodan sayılmamış, hatta zararlı bulunmuştur. Bu anlayışa karşı çıkan Teodor Kasab, gerçek Türk tiyatrosunda yerli oyun geleneklerinden yararlanılmasını savunmuş, örnek olarak da Molière’in bir oyununu Türk âdetlerine uydurup İşkilli Memo adıyla tercüme ederek yayımlamış (İstanbul 1291), üzerine de "Orta Oyunu Bir Fasıl" ibaresini koymuştur. Macar Türkologu Ignácz Kúnos da millî Türk tiyatrosunun Karagöz ve orta oyunundan doğacağı görüşünü ileri sürmüştür. Şinâsi’nin geleneksel Türk tiyatrosundan hareketle Şair Evlenmesi’ni kaleme almakla beraber Nâmık Kemal ve Abdülhak Hâmid (Tarhan) gibi ilk tiyatro yazarlarını örnek alan sonraki yazarlar Batı etkisinde bir tiyatro anlayışını devam ettirmişlerdir. Bunun sonucunda orta oyunu giderek önemini yitirmiştir. Kavuklu Sepetçi Ali Rızâ, Cüce Vasil, Pîşekâr Âsım, Kavuklu Hamdi Efendi, Pîşekâr Küçük İsmâil Efendi, Kavuklu Naşit, Kavuklu Ali gibi isimlerin oynadığı orta oyunu İsmail Dümbüllü’nün 1973’te ölümüyle son temsilcisini de kaybetmiştir. Şehirde oynanan orta oyunu dışında Anadolu’da köylülerin kış aylarında, özellikle düğünlerde ve bayramlarda oynadıkları köy orta oyunları Anadolu’nun birçok yöresinde hâlâ devam etmektedir (geniş bilgi için bk. Şükrü Elçin, Anadolu Köy Orta Oyunları [Köy Tiyatrosu], Ankara 1977).

İSMAİL DÜMBÜLLÜ'NÜN MÜNİR ÖZKUL'A KAVUĞU DEVRİ 
ismail-dümbüllü-kavuk
Sanatçılar İsmail Dümbüllü'nün elini öperken
Kavuğu teslim ederken merhum son meddah İsmail Dümbüllü'nün yaptığı konuşma şu şekildedir:

“55 senedir sahnedeyim.Uzun seneler meşhur komik Kel Hasan efendinin yanında çalıştım.Tam kırk yıl evveldi .Hiç unutmam bir gece “Gözlemeci Çırağını” oynuyorduk.Oyun bittikten sonra Hasan Efendi beni yanına çağırdı :”Gel evladım İsmail.” dedi.”Sen artık çıraklık devrini geçirdin” Bunu söyledikten sonra başındaki meşhur ibiş külahını çıkararak benim başıma koydu.”Ben bunu senelerdir başarı ile taşıdım.Bundan sonrada sen taşıyacaksın sen buna layıksın.” dedi.
“Muhterem seyirciler ben artık sahneyi terk ediyorum.Aradım baktım bu külahı benden sonra liyakatla taşıyacak bir kimse olarak Münir Özkul oğlumuzu buldum.Zekası,kabiliyetiyle,esprileriyle bizden sonra yerimizi ancak o dolduracaktır.Bende huzurunuzda Kel Hasan Efendiden aldığım külahı kendisine devrediyorum.

Kaynaklar: İslam Ansiklopedisi
Fotoğraflar: Dipsahaf

0 Samsung Galaxy Note 10.1 2014 Edition Root Nasıl Yapılır ?

samsung-galaxy-note-10.1-2014-edition-tablet-root-yapma
Samsung Galaxy Note 10.1 2014 Edition Root Nasıl Yapılır ?
Samsung Galaxy Note 10.1 2014 Edition Root Nasıl Yapılır ? Başlıklı yeni bir yazıdan merhaba. Sizlere daha evvel şurada satın almış olduğum Samsung Galaxy Note 10.1 2014 Edition Wifi (P600) ürün incelemesini sunmuştum. O günden bu güne cihazı keyifle kullanıyorum. Fakat Samsung tablet ve telefonların en gıcık edici yanı Samsung'un cihazlarla birlikte yolladığı gereksiz ve hem yer hem de ram tüketen uygulamalar. Bu uygulamaları uygulama yöneticisinden kaldırma gibi bir şansımız da yok. Peki Samsung Galaxy Note 10.1 2014 Edition ile birlikte gelen bu gereksiz uygulamaları nasıl kaldıracağız? Tabiki root işlemi yaparak.

 Root işlemine başlamadan evvel şunu belirtmemde fayda var. "Root işlemi cihazınızı garanti dışı bırakır ve root işlemi sırasında yapacağınız hatalardan ben sorumlu değilim.Buradaki root  anlatımı P600 Wifi modeli içindir !" Bu işleme başlamadan evvel tüm sorumluluk sizde bunu bilin. Ayrıca bunlaarı yazdım diye gözünüz korkmasın. Oldukça kolay ve basit bir işlem root işlemi. Öncelikle Türkiye'deki Note 10.1 2014 Editionlara 4.4 Kitkat yazılımı hala gelmediği için hem Jelly Bean hem de Kitkat sürümlerine göre iki farklı root seçeneği var. Benim gibi ODIN üzerinden cihazınızı kitkat sürümüne yükselttiyseniz Kitkat seçeneğini cihazı aldığınız gibi kullanıyorsanız Jelly Bean seçeneğini tercih etmeniz gerekiyor.

 Root işlemine başlamadan evvel gerekli olan yazılımları aşağıdaki listeden indirin ve bilgisayarınıza kaydedin.

Note 10.1 2014 Edition Jelly Bean sürümünü kullanıyorsanız yani ilk aldığınız günkü gibiyse ve Android sürümünü güncellemediyseniz indirmeniz gereken dosyalar >>>https://yadi.sk/d/GjRTXbXvaBVKD

Note 10.1 2014 Edition Kitkat sürümünü kullanıyorsanız Root işlemi için gerekli dosyaları aşağıdaki linkten indirin.>>>> https://yadi.sk/d/tlWdmqNIaBUD4

Root işlemini aşağıdaki görsellerle anlatmaya çalıştım. Bu işi hiç bilmeden yapıyorsanız lütfen dikkatli olun. Bir sonraki yazıda görüşmek dileği ile.
samsung-galaxy-note-10.1-2014-edition-root-yapma

0 Okul Çantası Nasıl Olmalı ve Okul Çantası Nereden Alınır ?

okul-çantaları-hepsiburada
Adidas Okul Çantaları ve İndirimler
Geçmişte kadınlar için bir aksesuar olmaktan öteye geçemeyen çantalar günümüzde artık kadın-erkek küçük-büyük, genç-yaşlı demeden herkesin hemen en çok kullandığı aksesuarlar konumuna geldiler. Eh hali ile markalarda bu alanlarda rekabet eder konuma geldi. Günümüzde gençlerin en çok dikkat ettiği trend haline gelmiş okul çantaları da bu yönde epey farklı tarz ve fiyat etiketlerine sahip. Türkiye'de okul çantası deyince gençlerin aklına gelen markalar da mevcut. Bunlardan birisi de Alman devi Adidas.

 Hepsiburada.com'da oldukça uygun fiyata satılan okul çantalarına kampanyalı fiyat etiketleri ile ulaşmanız mümkün. Defalarca online alışveriş yapmış birisi olarak şunu net ifade etmeliyim ki hepsiburada gerek altyapısı gerekse hızlı kargolama ile sektörün öncüleri konumunda. İyi bir okul çantasından beklentiniz nedir ? diye sorduğumda; Sağlamlık, dayanıklılık, su geçirmezlik, farklı tasarımlar, değişik gözlü çantalar v.s şeklinde uzayıp giden ve göreceli kavramlar duyabilirim sizlerden. İşte Adidas da okul çantası üretirken yenilik ve tarz oluşturmayı başarıyor. Daha evvel Adidas çanta kullanan birisi olarak ürünlerin sağlamlılığı konusunda başarılı olduklarını söylemem gerek. Bu açıdan başarılı bir çanta üreticisi Adidas.

 Gelelim diğer konumuza. İnternetten okul çantası satın almak ne kadar mantıklı ? İnternetten hangi alışveriş sitelerinden çanta satın almalı. Bu noktada yine ben yönümü hepsiburada.com'a çeviriyorum ve diyorum ki internetten çanta v.b ürünleri satın almak her zaman daha ekonomik bir yöntemdir. Üstelik hepsiburada kullanıcılarına yüzlerce indirim, kredi kartlarına peşin fiyatına taksit ve ekonomik fiyat politikası ile sürün satıyorken. Çanta konusunda gerçekten sağlam ve sizi uzun süre götürecek aynı zamanda kendine has bir tarza sahip bir çanta satın almak istiyorsanız ayrıca okulda (ilkokul, ortaokul, lise veyahut üniversitede) kullanabileceğiniz bir okul çantası arayışındaysanız hepsiburada.com'un okul çantası kategorisine bir göz atmanızda fayda var. Eğer daha önce Adidas marka okul çantaları satın alıp kullandıysanız yorum formu ile görüşlerinizi iletin lütfen. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

0 Çay Sohbet ve Eğitim Seminerleri Anadolu Vakfı

anadolu-vakfı-sahipleri
Çay Sohbet ve Eğitim Seminerleri Anadolu Vakfı Deneyimlerim
 Türkiye'de gönlü zengin insanlar oldukça bu ülke ayakta kalmaya ve aydınlamaya devam edecek. Anadolu Vakfı'nın kurucuları ve Cumhuriyet insanları Kamil Yazıcı ve geçtiğimiz aylarda yitirdiğiniz merhum İzzet Özilhan yukarıda sözünü ettiğim gönlü zengin insanlardan. Bugün bu iki güzel yürekli adamın kurmuş olduğu Anadolu Vakfı Türkiye'nin dört bir yanında okuyan üniversite öğrencilerine burs desteği sağlıyor, Anadolu'nun her köşesine okullar inşa ediyor, ve gençlerin geleceği için onlara çeşitli eğitim seminerleri, mentoring sistemi gibi destekler sunuyor.

 Türkiye'nin Robin Hoodları diye adlandırdığım İzzet Özilhan ve Kamil Yazıcı bugün Türkiye'de gençlere ve Anadolu insanına en çok yatırım yapan ve bunları karşılık beklemeksizin sunan hayırsever iki işinsanı. Mottoları da bunu özetler nitelikte "Önce inanç ve azim, sonra emek ve alınteri, kazandığımız başarıyı Anadolu insanı ile paylaşmak gönül borcumuz." Bu topraklardan aldıklarını bu topraklara vermeyi seven tevazu sahibi insanlar onlar. Ben de Anadolu Vakfı'nın bursiyelerinden birisi olarak bir teşekkür mahiyeti de taşıyan bu yazıyı kaleme alıp aynı zamanda vakfın bizimle yaptığı sosyal etkinliklerden söz etmek istedim. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi'ni kazandığım yıl Anadolu Vakfı'na başvurmuştum ve bursiyer olmaya hak kazanmıştım. Zaten orta halli bir ailenin çocuğuydum ve zor şartlar altında okuyacaktım bu burs bana ilaç gibi gelmişti. Burs aldığınız bir kurumdan beklentiniz genelde sadece maddiyat ile sınırlı olabilir fakat Anadolu Vakfı bu bakımdan çok farklı bir vakıf. Size sadece bu parayı al ve üniversite okurken geçimin kolaylasın demiyor. Sizi hayata hazırlamak adına pek çok etkinlik düzenlemeye gayret gösteriyor.

anadolu vakfı
Anadolu Vakfı İzmir Sohbeti
 Üniversite hayatımın bu yıl 5. ve son yılını yaşıyorum ve geride bıraktığım 4 yılda hemen her yıl Vakfın yöneticileri ve çalışanları Selim Bey, Nil Hanım, Büşra ve Banu hanım başta olmak üzere diğer gönül verenler İzmir'e bizi ziyarete gelip çeşitli mini kurslar ve tea&talk etkinlikleri düzenlediler. Bu etkinliklerde Anadolu Holding bünyesinde çalışan pek çok üst düzey işinsanı da bizimle birlikte olup özel sektör ve iş hayatını hakkındaki deneyimlerini bizimle paylaştılar. Ve bu insanlar bunları yaparken tek şikayet ettikleri şey katılımın zayıf olmasıydı. 61 İzmir bursiyerinin yarısını zor topluyorduk. Ebru Çokişler ve Mert Aksu gibi katılımcıların konferanslarına katılma fırsatı elde ettik ve iş yaşamı hakkında kafamızda bir fikir oluştu. Açıkçası bu deneyimler benim ufkumu açtı ve hoşuma gitti. Aynı zamanda mentor sistemine dahil edilmiş olmakta benim için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Abank Ege Bölge müdürü Mehmet Vurucu ile güzel deneyimlerim olmaya devam ediyor. Velhasıl kelam Anadolu Vakfı Türkiye'nin gençlere yatırımı önemseyen en güzide vakfıdır benim gözümde. Kim bilir belki ilerde bir gün bir çalışanları bile olabilirim. Böyle güzel insanlar ve böyle güzel işler eksik olmasın bu ülkeden. Aşağıdaki broşürden Vakfın amaçlarını ve projelerini görebilirsiniz. Vakıf hakkında detaylı bilgi için www.anadoluvakfi.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

0 Üniversite Öğrenci Belgesi E-Devlet'den Nasıl Alınır ?

edevlet-yök-öğrenci-belgesi-alma
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİ BELGENİZİ ARTIK E-DEVLET ÜZERİNDEN ALABİLİRSİNİZ
 Üniversite öğrencileri için öğrenci belgesi almak tam bir işkencedir. Özellikle öğrenci işlerinde sıra beklemek, sonra bir de yazı işlerinde fakülte sekreterinin ıslak imzasını beklemek başlı başına bir mesele ve zaman israfı. YÖK bizi şaşırtıp kendisinden beklenmeyecek derecede mantıklı bir iş yaparak E-devlet sistemi üzerinden üniversite öğrenci belgelerini almamızı sağlayacak bir sistem geliştirmiş vaziyette. Peki E-devlet üzerinden alacağımız öğrenci belgesi resmi evrak yerine geçecek mi ve nasıl alacağız ?

 İlk olarak e-devlet sistemi üzerinden alınan öğrenci belgelerinin resmi evrak statüsü taşıdığını belirtelim. Üzerlerinde yer alan doğrulama kodu aracılığı ile kontrolü yapılabildiğinden evrakta herhangi bir sıkıntı yok. Kurumlara verebilirsiniz. Ama illaki ben ıslak imza isterim diyen saçma kurumlar çıkacaktır. Türkiye şu bürokratik saçmalıkları ne zaman aşacak merak konusu doğrusu. İkinci olarak ise e-devlet üzerinden öğrenci belgesi nasıl alınır ? sorusunun yanıtı alalım.

 E-devlet sistemini bilmeyen arkadaşlarımız için girmeleri gereken adres www.türkiye.gov.tr (Alan adlarında artık Türkçe karakter kullanılabiliyor heyecan yapmayın.) Sisteme giriş yapmak için evvela PTT merkezlerinden e-devlet şifrenizi almanız gerekiyor. Bu şifre sadece şahıslara özel ve TC Kimlik numaranıza göre veriliyor. Ardından şifreniz ve TC kimlik numaranız ile giriş yapabilir ve YÖK menüsü başlığı altından öğrenci belgenizi PDF olarak indirebilirsiniz. Detaylı olarak aşağıdaki sunumda öğrenci belgesini nasıl alabileceğinizi görebilirsiniz. Hoşçakalın (:

Yukarı Çık

Music Time

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Yapılacaklar

#Kitap Oku!
#Araştır!
#Sorgula!
#Düşün!
#Güzel Filmler İzle!
#Şiir Oku!
#Sokağa Çık Dolaş!
#Günlük Tut!
#Sevdiklerine Vakit Ayır!